19 Aralık 2016

Gebelik Piyasasi

Buraya bombayi birakip gitmisim.
Hicbiriniz de demiyorsunuz ki ' E Damla hani gun gun rapor verecektin :) "
Gunler cok hizli geciyor azizim.
Hamilelikten hatirladigim tek konu karnimin sisecek olmasiydi o da inanilmaz bir hizla gerceklesiyor.
Bunun haricinde 12 yil once yasamisligimin mi yoksa 12 yil once 18 yasinda olmamin verdigi akli bir karis havadaligin mi etkisinden bilinmez hatirladigim zerre bir sey yok.
Zaten hatirlasam da arada ciddi bir zaman farki var ve tip almis basini gitmis.
Misal

3 Boyutlu Ultrason;
Her doktor ziyaretimde doktorumun benden merakli ve hevesli olmasindan mutevellit elime tutusturdugu ve bence cok urkutucu gozuken fotograf sekli. Bir de bu goruntuden heykelcik yaptiran anneler var simdilerde ki kendileri hakkinda yorum yapmaktan kaciniyorum.  Durumun bokunu cikartmak bunu gerektiriyorsa demek...

Zirt Testi, Pirt Testi, Zort Testi; 
Tip dunyasinin para kazanmasina katkida bulunmasi icin zoraki olarak uydurulmus bazi testler var. Tabii bu tamamen benim fikrim. Ilk hamileligimde ikili testi yaptik bitti. Simdi her gittigimde 'oldukca hayati degerler ortaya koyan' binbir turlu test yapiliyor. Testi yaptirmak sorun degil de sonucu beklemek cilesi var. Durduk yere stres.
Ozel saglik sigortasi yaptirin arkadaslar! Kamu spotu :))

Vitaminler, Vitaminler, Vitaminler; 
Tip dunyasi derken ilac sektorunu de pas gecmiyoruz tabi. Hergun aldigimiz bir avuc ilacin merak edip gunluk maliyetini hesapladim. 18.5 tl.
Her Allahin gunu avuc avuc ilac kullanip guya kendimi ve bebegi besliyor bunun yaninda ilac sektorunu de zengin ediyorum.
E hani biz bu cocuklar dogunca aman ilac kullanmasin, aman organik buyusun diye ugrasmayacakmiyiz? Simdiden organik morganik bisi kalmadi benim vucudumda ben soyleyeyim.

Bunun bir de catlak kremi versiyonu var ki asgari ucretin 4 de 1 ini kreme verip eve gelen Memo'nun maceralari ayri bir yazi konusu :)

Bir de bu durumlarin disinda yeni toplumsal baskilar turemis. Zaten farkindaydim da basa gelince insan urkuyor.
Misal

Baby Shower; 
Temeli Amerikan kulturunde buyuk bir naiflige dayanan, hali hazirda cocugunu buyuten annelerin yeni hamile arkadaslarina kullanilabilir ikinci el esyalarini vermelerini bu sebeple de ekonomik, temiz bir donguyu hedef alan bir sistemden bahsederken biz aldik bunuuuu gelinlik giyen hamile kadinlarin basrolde oldugu, en pahali hediyeyi hangi kankitom getirecek acabaaa olayina donusturduk.
Tam bir facia! Yakinlarimda anne olan tum arkadaslarima baby shower olayinin bana nasil ters oldugundan bahsettim ve ikinci el esyalarini can-i gonulden kabul edecegimi ilettim.
Bence temiz temiz hallederiz bu isi.

Hastane odasi susleme; 
Bu konuda annem de dahil bircok kisiye karsi direnislerim suruyor. Illaki o tuller, boncuklar, aynalar etrafa sacilacak. Cocugun ismi ibreti alem icin kapiya at nali gibi asilacak. Lohusa serbeti ille de ibrikte yaninda kristal bardak ile hazir edilecek. Lohusa Taci konusuna deginmiyorum, feristahi gelse gececeksiniz siz onu. Sizi de yakinda sonucla ilgili bilgilendiririm :))

Hediyelik Hatira Esyalar; 
Cocugu dogurdum diye ben niye size hediye veriyorum mesela? Sana o kokulu tasi versem ne olur vermesem ne olur? Neden uzerinde benim cocugumun ismi olan bir magnet senin buzdolabinda dursun? Sacma!

Dogum Fotografcilari; 
Aldiklari ucret karsiliginda dudagimin ucukladigi bu guzide insanlar icin yine de gonlumde bir sempati var ama dogum ani icin degil ki bu da bana sacma gelen bir diger konu.
Tek sempatik gelen tarafi bebek ile aile bireylerinin ilk karsilasmalari ve ilk saatlerinde kimsenin aklina fotograf cekmenin gelmiyor olmasi. Ve bu ilk karsilasmalarin bircogunu annenin gormuyor olmasi.
Ama cocugun kanli -canli ilk saniyelerinin fotograflarinin elimde olmasinin atomu parcalamak gibi bir etkisi olmayacagini ve bu goruntulerden ileri de kendisinin de mutlu olmayacagini dusunenlerdenim.
Bir de bunlarin konsept belirleyip maaile hamilelik fotograflarini cekenleri var ki sevgilerimi sunmakla yetinmek istiyorum.

Hamile hormonlarimdan aldigim butun gucle belirtmem gerekir ki yukarida yazdigim tum maddeleri tek tek ' tukurdugunu yalama' kivaminda hic edebilirim. Etmek zorunda birakilabilirim. O zaman hep beraber cok egleniriz :P







01 Kasım 2016

Kardes -Yarasa- Sart !

Soylemek icin tatilden donmesini bekledik.
Sonucta kucuk yasindan beri heves ettigi, istedigi ama bizim 'la oglum belani mi ariyorsun' minvalinde korkutmalarimizla gecistirdigimiz bir durumdu.

Dondu tatilden.
Aldik karsimiza, kamera kayitta...

- Can, hayatta en cok istedigin sey ne oglum?
+Playstationn!!!
- Başka ?
+ Bilgisayar!

Dedim ki olaya cok yanlis yerden bakmisiz. Bi playstation alsaydik omrumuzde rahattik demek ki. Ama pes etmedim.

- Yok oglum bu canli birsey
+ Köpekkkk, oley be kopek mi aliyoruz.

Sabrimin sinirlari...

- Hayir oglum, baska istedigin canli bisi?
+ Yarasaaaaa
- Yavrum evladim! Yarasa ne? Surda agiz tadiyla mujde vericez evi hayvanat bahcesine cevirdin.
+ Bebek mi?
- Bunca hayal gucune dayanarak yarasa olarak dogmazsa evet :))

Annem hep derdi, ' Kizim cocugu kardes kotudur, kardes berabat bisi, hayatin kararacak bla bla ' diye buyutuyorsun , etme! Cocuk umududunu nasil tukettiyse yarasalara kadar dusmus meger.

Neyseki sevinc nidalari ile karsiladi, simdilerde en cok o gun sayiyor.
Ama demem o ki; ay ben hayatta dogurmam demeyin sonra her duyan bir sok geciriyor , insanlara da yazik.

Size hamilelik gunlugu, karnimin gunlugu, en iyi hamile benim, muhtesem bir anneyim yazilari yazip sizi darlayayim mi? Sevin beni yoksa her gun  'Hamileligimin 189. gunu, 190. gunu baslikli icerigi zerre degismeyen, kimseye bir hayri olmayan yazilar yazarim.

Tehdide gel :)

19 Ekim 2016

Deniz Kizi Olmak Cok Onemlidir ~ Gozde Baytan \\ Kitap Yorumu

Super bir kitap okudum. Kapagini kapatir kapatmaz buraya kostum.
Beni bilirsiniz, bir kitabi cok begenirsem anlatmalara doyamam, her okusun diye surekli gozunuze sokarim, okumayani ayrica durtuklerim. Deniz Kizi Olmak Cok Onemlidir de bu kategoriye bodoslama daldi.
Bu yuzdendir ki beni yormayin da kitabi alip okuyun, uzmeyelim birbirimizi.


Kitabimizin kahramani 6 yasinda tatli mi tatli bir kiz olan Sahra. Sahra kitabin basinda
Simdi her seyi unut.
Seni yeniden 6 yasina davet ediyorum...
diyor. Ve elinizden tuttugu gibi cocuklugunuza donduruyor. Bu yer yer ve hatta siklikla aci bir yuzlesme, tatli bir tokat, buyuk bir farkindalik sagliyor.

Oyle ki Sahra anlattikca ben kendi anneligimi sorguladim durdum. Yuzumu su serpme, sahiden ne yapiyoruz biz yahu? cigliklari atmak istedim.

Kitap ozetle 6 yasindaki Sahra'nin buyume sancilari ve anne babasi ile iliskilerini anlatsa da hayat hakkinda, doga hakkinda, kisiliklerimiz ve insanlik iliskilerimiz hatta olum hakkinda ummadiginiz seyler soyluyor.
Ben de cok fazla detay vermeden birkac alinti ile sizi basbasa birakiyorum.

*Ne komikti su ailesi... Kitaplari da insanlarin yazdigini unuturlar, dunyanin gerceklerini ogrenmek icin etraflarina bakmaz, kitaplara gomulurlerdi. 

*Sorumlu olmak, ailesinin isteklerini yerine getirmek ve onlarin hislerine kendi hislerinden daha fazla onem vermekten baska bir sey degildi.

*Baskalarinin hayalleri uzerimizde ne de komik duruyordu, bunu kesfettiginden beri kendisine ait olmayan hicbir hayale elini bile surmedi, sahibine herp iade etti. 

*Susan, sabreden,affeden dunya bazen dolar tasar ve derinlerde sikisan kirginliklar buyuk bir gucle kendilerini yuzeye firlatirlardi. Bu kocaman enerji patlamalarina insanlar dogal afet derler ve kirdiklari kalbi onarmak yerine kirilan, dokulen velerini onarirlardi. Icinde yasadiklari asil evi gormez, bir turlu duymazlardi. Dunyayi duyabilen insanlar cadiymis. Efsunluymus. Medyummus. Buyucuymus. Oyle soylerlerdi.  Her insanin esit yaratildigi gercegini gormez, esitlik ister,  esitlik gordukleri ilk firsatta da bu esitligin getirdigi siradanlik fikriyle bas edemezlerdi. Yok yok kimse esit olmasindi. En iyisi baskalari esit olsun, ayni olsun ama kendileri cok farkli olsundu. Hatta oyle farkli olsundu ki tum dunya karsilarinda titresindi. 

Sen hala burda misin okuyucu, haydi git al kitabi ;)


 

08 Ekim 2016

Günışığı Kitaplığı Zeynep Cemali Edebiyat Günü 2016

Haftalar oncesinden heyecan ile bekledigim, acaba beni kabul ederler mi diyerek kayit formumun onayini karin agrisiyla bekledigim Günışığı Kitaplığı Zeynep Cemali Edebiyat Günü geldi çattı.


Sabah buyuk bir heyecan ile gitigim etkinlikten bir okur ve yayincilik dunyasinin ic yuzunden bir haber bir okur olarak husran ile ayrildim. Husranimin nedenlerini ve sevdigim yanlarini da sizlerle paylasmak istedim.


Beklentilerim

Ilk once neden husrana ugradigimi beklentilerimle anlatmak isterim.
Ben sadece bir okurum. Edebiyata gonul vermis, verimli okumalar yapmaya calisan ve ogluna okumayi asilamaya calismis - kimine gore basarili olmus- da bir anneyim. Soz konusu Can'in da benim de hayran oldugumuz Gunisigi Kitapligi olunca edebiyat dunyasina doyacagim, ic yuzundeki, kapali kapilar ardindaki konular hakkinda yani yayincilik dunyasi hakkinda hic bilmedigim seyler ogrenecegimi dusunerek etkinlige katildim.
Panel konusu " Neden Yayimla(ya)miyoruz?", panel konusmacilarinin birinin Yapi Kredi Yayinlari Satis ve Pazarlama Muduru digeri de Sel Yayinlari  Genel Yayin Yonetmeni olunca bu beklentimin de pek bos olmadigini dusundum.

Hüsranlar

* Neden Yayimla(ya)miyoruz? sorusunun cevabini iki konusmaci da kisaca "Çünkü satamiyoruz" a getirdi. YKY nin sunum diye onumuze sundugu ulkemizde  yayinlanan kitaplarin yayin basliklari bildiginiz Kitapyurdu.com adresinden alinmis ekran goruntuleriydi ki bunu ben de ayni verileri o siteye girerek ogrenebilirim. 
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.
*YKY 'nin Satis ve Pazarlama Mudurunun gururla ' Biz Sabahattin Ali Kulliyatini basip satislari arttirmak icin 3 ayri sergi ve tanitimlar yaptik, satislarindan da cok memnunuz' demesi kanimi dondurdu. Bunda sanirim yalniz degilim ki salondan bir dinleyici " Siz edebiyat degil moda satiyorsunuz" cikisini yapti.
Bundan rahatsiz olanlarin arasinda Mario Levi'nin de oldugunu kendisinin kapanis konusmasinda hanimefendiye donerek ' Kurk Mantolu Madonna Ali'nin en kotu eseridir. Sabahattin Ali hayatta olsaydi kitabinin bu kadar cok satilmasindan mutlu olmazdı" diyerek  son noktayi koydu ki ayakta alkislamak istedim. 

*Yine YKY nin temsilcilsi olan kisinin reklam ve sosyal medya konusunda uzman bir konusmaciya yonelttigi bir soruda, daha once bir reklam ajansiyla calistiklarini ama verim alamadiklarini, reklam ajansinin gerektigi gibi faydali icerik uretemediginden dert yanmasiyla bendeki sok bir kat daha artti. Konusmaci Yigit Kalafatoglu da sasirmis olacak ki ' Edebiyatcinin reklam ajansindan icerik beklemesinin'  sacmaligini nazik bir dille aciklamaya calisti. 

*"Edebiyat Eleştirisinin Hali Purmeali"konulu soylesi de Notos dergisinin Genel Yayin yonetmeni Semih Gumus ve Elestirmen -Yazar Irmak Zileli elestirinin en verimli mecralari ve elestirinin kime yarayacagi konusunda bir soylesi yaptilar. Ve konustuklarindan anladigim kimsenin okuru umursadigi yok arkadaslar 
Elestiri dergide yapilir dediler. Yeteri kadar dergi yok dediler. Elestirmenlerin cogu akademisyen yazarlar da okurlar da pek faydalanamiyor dediler. Elestirmek yazara yarayan bir seydir , profesyonel kisilerce yapilmali dediler.
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.
Kimse de cikip dergi yoksa sosyal mecralar var demedi. Gercek okur profesyonel elestirmenlerden cok kendi gibi okurlarin elestirilerini dikkate aliyor demedi.

Bir okur olarak bulundugum o salonda edebiyat dunyasinin icindeki insanlarin kendi aralarinda didismekten , daha fazla kar amaci gutmekten ya da rekabet etmekten kafalarini kaldirip edebiyati tuketecek olanlara vakit ayirmadigini ve hatta gormezden geldigini, asil gerceklerden gayet uzakta olduklarini cok uzulerek farkettim.

Iyi seyler de oldu

*Mine Soysal'in bariscil, umut dolu, herkesi kucaklayan acilis konusmasi cok guzeldi. Hapisteki meslektaslarini da anmayi unutmadi. 

*Sema Kaygusuz'un kendi yazma seruveni, gercek hayattan kacislari ve kendi tabiriyle ' yazinin mutlak mekan oldugu evrensel bir kutuphaneye kapanma fantazisi'ni , hayatindaki olumsuzluklari yine kendi tabiri ile ' kotulugu yazinin icine hapsetme' cabasini anlattigi konusmasi unutulmazlar arasina girdi.
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.

*Ve Mario Levi. Bugunun aklimda kalan, ruhuma dokunan, kalbimi derinden fetheden konusmasini kendisi yapti.
Yazmaya baslama seruveni ve cocuklugu ile baslayip "edebiyatin en buyuk mudafa alani " oldugunu kesfetme hikayesini dinledik.
Beni derinden etkileyen ' Edebiyat, hayir demektir. Hayir demenin bedelini goze almaktir. ' sozu oldu. Bir yazarin dusmemesi gereken en onemli tuzagin kibir ve samimiyetsizlik oldugundan bahsederken kendi alcakgonullulugunu de ortaya koydu.
Edebiyatin siradanlastigi, cazibesinin yittiginin farkinda olmasi beni derinden etkiledi.
Zaten cok sevdigim bir yazar olmasi yaninda farkindaliginin boylesi yuksek olmasi kendisine saygimi bir kat daha arttirdi.
Bugunun "iyi ki" si kesinlikle Mario Levi'ydi. 
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.

Etkinligin bana gore hem iyi hem de kotu yanlarini yaziya dokme ihtiyaci duydum. Umarim severek okumussunuzdur.  Gunisigi Kitapliginin kendi websitesinde etkinlikle ilgili yayinladigi yaziyi buraya tiklayarak okuyabilirsiniz.

Seneye 7. duzenlenecek bu etkinlige Gunisigi Kitapligi bu yazimi okuyup bana cok kizmazsa yine katilmak icin can atacagima eminim.  Kim bilir, mutsuz ve yapamadiklarindan hayiflanan degil de nasil yaparizi tartisabilecek on gorude daha cok konusmaci dinleyebilecegimiz bir etkinlik olur. 

Sahi, vedalasmadan sormak isterim sizin icin  " Edebiyat ne renktir?
Benim icin  Pespembe :)



07 Eylül 2016

Yaşama Açılan Bir Penceredir Kitap

Blog yazmaya ne zaman basladim, ne kadar zaman oldu artik unuttum.
Bazen tembellik yapiyorum, bazi zamanlar onu da, bunu da, ay sunu da yazayim diyerek suyunu ckartiyorum falan ama en cok severek yaptigim sey blog yazmak oluyor. 

Cunku blogum sayesinde ummadigim kadar cok guzel insan tanidim ve hala da tanimaya devam ediyorum. 
Gectigimiz hafta sonu blogum sayesinde yillar oncesinden tanidigim Yasemin'in davetiyle Safagin Dunyasi ve Elmas Piriltilari blogunun sahipleri ile birlikte organize ettikleri "Yaşama Açılan Bir Penceredir Kitap" etkinligine katildim.

Tanidigim yuzler haricinde hic tanimadigim kisilerle de tanistim. Ortak nokta kitap olunca tahmin edersiniz ki birbirimize isinmamiz da isik hizinda oldu.

Ama en cok da Nuran ile kaynatmisiz sanki :)

Sevgili organizatorlerimiz, Konak Otel'in ev sahipliginde sahane bir toplanti duzeni hazirlamislar bizim icin. Her sey cok guzeldi gercekten.

Benim icin gunun en buyuk surprizi Sola Yayinlari'nin da bize katilmasi oldu. Isimlerini ilk kez duymama ragmen Genel Yayin Yonetmenleri Umut Kisa'nin konusmalari ve edebiyat dunyasina bakisi sayesinde sıkı takipcileri olacagima kendilerine de soz verdim, buradan da belirtmekte bir sakinca gormuyorum.
Simdiden Sola Yayinlarindan Ahuna, Intiharsizlik,Gunah Kadina Yarasir kitaplarini bir kenara yazdim, yakin zamanda satin alip okuyacagim.
Sola Yayinlari yazarlarindan Achilles Valentin de bize katildi ve Uyumsuz Bir Zihnin Not Defteri kitabini bizim icin imzaladi.

Kitapseverlerin vazgecilmezi 'kahve' konusunu da atlamamislar ki Kuyulu Kahve de etkinligimize sponsor olmus. Henuz deneyememis olsam da her tadan farki fark edecegimi soyluyor.


Lafi cok uzatmak istemiyorum. Bana hediye edilen tum kitaplari tek tek Youtube'daki videomda anlattim. Asagidaki videodan izleyebilirsiniz.


Beni bu etkinlige davet ettikleri icin Yasemin, Safak ve Elmas'a cok cok tesekkur ediyorum.


Katilimcilarin bloglarini da ekleyeyim ki onlari da inceleyebilin.


Umarim kitap etkinliklerinin devami ve alternatifleri cogalir da biz de boyle eve kucak dolusu kitapla doneriz. Imza ; Bencil bloggeriniz :))

13 Ağustos 2016

Bir Kavusma Hikayesi ve Bol Kitapli Sohbet :)

Aslina bakarsaniz cok uzun zamandir blogunu severek okuyorum , bircogunuzun blogunu bayilarak takip ettigim gibi. Ama Youtube da kitap yorumlamaya basladigindan beri daha bir icim isindi. Her videosunu sanki sohbet edermissine kahvemi alip izlemeye basliyorum.

Youtube'un Blogger'dan farki ve en iyi yani bu. Burada yazdiklarimiz ve resimlerimiz kadariz ama orada sesimiz, mimiklerimiz, gozlerimizdeki duygular ile kendimizi ifade edebiliyoruz. Bu da sevdiginiz birini sanki gercekten taniyormus gibi hissetmenizi sagliyor.

Lafi cok uzattim!
Beni Instagram ya da Snapchatten takip edenleriniz varsa konuyu nereye baglayacagimi coktannn anladi zaten.

Evet, Ayşım'dan bahsedecegim.
Hani su yillarin MoonlightCat13 blogunun guzel sahibinden.
Youtube videolarinda surekli Nejat Isler'in Gumusluk'teki "Tezgah' adli -bir nevi- sahafindan yaptigi alisverislerinden bahsetmesi uzerine hazir ben de Bodrum'dayken beni de Tezgah'a goturur mu , bir kahve icmek ister mi diye sordum.
Aslinda 'Tezgah'' i bahane ettim :))  Amac Ayşım'a sarılabılmek!

Cok sosyal biri sayilmam. Burada, Instagram'da, Youtube'da car car ottugume bakmayin arkadas sayim iki elimin parmagini gecmez. Bazi insanlari ise uzaktan severim. Cok severim. Garip bir his bu, tanimadigin birine sarilma istegi, yan yana geldiginde mutlu olacagini bilme ic gudusu.

Aysim ile de oyle bir bag kurdum daha tanimadan ve yanilmadim da.

Sag olsun beni kirmadi. Gumusluk'te bulusmak uzere sozlestik. Maalesef Tezgah o gunluk kapaliydi ama biz cok guzel sohbet ettik. Esi ile birlikte bizi oyle guzel agirladilar ki buradan da tesekkur edeyim yeri gelmisken.
Hatta sahsim adina soyleyebilirim ki disimin kavuguna bile yetmedi bu gorusme. Bundan sonra da her Bodrum ziyaretimde kendisine rahat vermeyecegimin garantisini simdiden verebilirim.


Bu arada beyler de bizimleydi. Sizinkiler de kitap sohbeti baslayinca homurdaniyorlar mi? Neyse ki iyi anlastilar :))

Tezgah kapali olunca biraz moraller bozuldu tabii. Iki kitap kurduyuz, bir araya gelmisiz, kitapci gezmeden olmaz dedik ve Aysim'in onerisi ile Turgutreis'de bir kitapciya gittik.

Burasi eskiden daha buyuk bir yermis ama -sanirim- belediye artik bu minik kulubeyi uygun gormus.
Adini 'Diren Kitapci' koymuslar. Bildigin Ispark kulubeleri kadar bir yer.
Ama ici kitap dolu , cennet gibi!

Bir kitap dostu ile kitapcida gezmenin tadi ayri. Birbirimizin kitaplarini kiskandik, onerilerde bulunduk, yazarlari cekistirdik derken bizi resmen kaziyarak cikarttilar buradan.

Ama haksiz miyiz?


Turgutreis'e yolunuz duserse kesinlikle ugramadan gecmeyin. Sahibi de cok sevimli biriydi.
Ben 3 kitap ile ciktim. Aysim da aldiklarini burada yazmis.


Yani demem o ki; iyi ki bulusalim mi demisim, iyi ki bloglar var, iyi ki guzel insanlarla dolu etrafimiz...

Aysım'in blogu 
Aysim'in Youtube hesabi 

12 Ağustos 2016

24 Saatlik Seruven

Dun gece yine bu saatlerde zayiflamaya karar verdim.
Yarin dedim o uye oldugum salona dedim donusum dedim muhtesem olacak dedim.

Bugun spor cantami hazirladim. Her zaman unuttugum taragimi, hicbir zaman surmedigim vucut kremimi bile yanima aldim salona kostum, - mecaz yapmiyorum spor salonuna-

Turnikeler var boyle sifre giriyorsun sonra parmak izi hepsi eslesirse sana zayif bir hayatin kapisi aciliyor falan.
Sifre calismadi.
Dedim kardes benim sifre neden acaba calismiyor.
Isim sordu, bakti, bir yerleri aradi.
Dedi
Uyeliginiz iptal edilmis
Tovbe yarabbim! Neden dedim, spor yapma seklimi mi begenmediniz?
Kredi kartim 2 aydir hata veriyormus, para cekememisler. Aramaya tenezzul etmediklerinden kart degisikligini de ogrenememisler ve iptal etmisler.
Onceki donemlerde odedigim 175 tl yi de 225 tl yapmislar.
Sanirim bana ceza vermek istediler.
Calismalarinda basarilar diliyerek ayrildim..

Ama geceden kararliyim malum.
Dedim su benim can arkadasimin ozel bir kocu vardi kizi iki ayda ikiye boldu yarisini cope atti. Ben o paraya Emre Hoca ile ozel calisirim.
Azme gel!
Eve dondum, is guc derken az once Instagrama gireyim dedim ki bir de ne goreyim, bizim Emre hoca bu aksam evlenmemis mi?
Damatlikli fotograflarini instagrama atmamis mi!

Simde ben adama " Sey hocam sizi de tam dugun dernek, balayi derken rahatsiz ediyorum ama benim verilecek 8-10 kilo vardi hani. Suna bi el atsak ya" diyemeyecegime gore an itibariyle bu yaziyi yazarken kazanla kahve yaninda Nestle'nin bir baton cikolatasini mideye indirmekle mesgulum.

Nestle'nin Ozel Seri 1927 Ekstra Sutlu diye bi cikolatasi var, yediniz mi hic? Offf efsane :S

24 saatin sonuna geldigimize gore Nestle bu reklam karsiliginda  3yillik spor salonu uyeligi vermedigi surece zayiflamaktan -yine- vazgectigimi belirtmek isterim.

Saygilarimla,
Damla CERRAH

Ay Yagmurlari \ Kadir Aydemir

Oyku okuyamayan bir insanim.
Her okudugumda bir seyler eksik kaliyor hissine kapiliyorum. Sanki yazar daha cok sey anlatmaya calisiyor ama zamani ya da murekkebi yetmemis gibi.
Biliyorum cok sacma.
Ben de kaleminden emin oldugum yazarlar ile bu beceriksizligimin uzerine gidiyorum.

Kadir Aydemir' de bu yazarlardan biri. Yuz yuze de tanismis olmanin verdigi ictenlikle az da olsa hayati ve kisiligi ile ilgili bilgi sahibi oldugum birinin oykulerini cok daha rahat okuyabildigimi anladim.

Instagram'da da paylastigim gibi
'Ama bir şeyden eminim ki Kadir Aydemir öykü okumayı bana sevdiren çooook nadir yazarlardan.'  


Kadir Aydemir ile Tuyap Kitap Fuarinda ilk tanistigimizda Sonsuz Unutus kitabinin kendisi icin cok degerli ve yarali oldugundan bahsetmis, ilk defa bir oyku kitabini hem severek hem etkilenerek okumama sebep olmustu.

Gectigimiz aylarda duzenlenen Haydarpasa Kitap Gunlerinde Yitik Ulke standina kosarak aldigim Ay Yagmurlari' da beni sasirtmadi.


Yazarin satirlarini okurken tuhaf bir huzun doluyor icinize, ne yazarsa yazsin. Onun bu satirlari yazarken burundugu depresiflik size bulasiyor ve hatta bogaziniza yapisiyor, rahatsiz ediyor. Ben de bunu seviyorum.

Kitap uc ana bolumden olusuyor; Anisiz, Ruzgarin Goturdukleri ve Kisa Olumler.
Kisa Olumler mini siirlerden olusan bir bolum.
Anisiz kismindaki oykuler beni daha cok etkiledi. Cok satirin altini cizdim. Cok satiri okurken baska seyler aklima geldi kitaba notlar yazdim.

Hayatimda okurken bunca hirpaladigim bir kitap olmadi. Iyi mi kotu mu buna da siz karar verin.
Ve daha once Kadir Aydemir okumadiysaniz kendinize bir sans verin, o siirsi halin icine kendinizi bir an evvel birakin...

Bu arada uzun zamandir gordugum en guzel kapak tasarimi bu olabilir! 




17 Haziran 2016

Osmanlı Cadısı \ Barıs Mustecaplıoglu

Osmanli Cadisi, gerek ismiyle gerekse arka kapak yazisiyla bana adeta ' gel beni oku!' diye haykiriyordu.
Kirmadim.
Iyi ki de kirmamisim.

Kitabin konusuna gecmeden once yazarimiz Baris Mustecaplioglu'ndan bahsetmek istiyorum.
Baris Mustecaplioglu, ismini duydugum ama nedense kulak arkasi ettigim yazarlardandi ki buyuk bir pismanlik icerisindeyim su an.
Osmanli Cadisi'ni okuduktan sonra hakkinda biraz arastirma yaptim ve ilk romaninin fantastik bir seri olan Perg Efsaneleri serisinin ilk kitabi olan Korkak ve Canavar oldugunu ogrendim. Bu serinin hala biraz benim ilgim disinda oldugunu dusunsem de Şakird ve Kardes Kani romanlarini da yakin zamanda okumak icin not aldim. (Yazar ile ilgili eksi sozluk de ilginc bir entry okudum ve merakim 6536377 kat artti :) )

Osmanli Cadisi, hayatim boyunca okudugum romanlar arasinda en ilginc kurgu ve karakterlere sahipler listesinde yerini sabitledi. Hikaye iki zamanli olarak anlatiliyor ve bu olaya cok daha zevkli ve heyecanli bir tat katmis.

Soyle ki;

Hikayemiz Osmanli doneminde bir savas gemisi olan Sahmeran'da basliyor. Sahmeran'in kaptani, savas becerisi ile dunyaya nam salmis Haymanali Suleyman Pasa'nin esir aldigi efsunlu bir guzel ve bu kadinla arasindaki kendince kutsal bir iliskiyi okuyoruz.
Suleyman pasanin hakkinda pek de bir sey bilmedigi ve Ayse adini verdigi bu kadinin ardinda buyuk gizemler saklanan Osmanli Cadisi'ndan baska kimse olmadigini ilk sayfalarda anliyorsunuz ki yazar da bunu okuyucuya yem olarak onden hissettirmis bence.
Suleyman Pasa ve Ayse'nin arasinda gecenleri ve onlerine cikan engeller ve felaketleri okurken yer yer iciniz sizliyor lakin en cok da heyecan ile sayfalari cevirmekten kendinizi alamiyorsunuz.
Basta da soyledigim gibi romanin gectigi ikinci zaman benim cok daha fazla ilgimi ceken gelecek bir zamanda Istanbul'da geciyor.
Bu oyle bir Istanbul ki basta okuduklariniz size absurd gelse de uzerine biraz dusundugunuzde bu gelismelerin cok da uzak olmadigini farkediyor ve rahatsizlik hissediyorsunuz.
Yazarin diline ve kurgu gucune de bu ikinci zamanda hayran kaldigimi da eklemek istiyorum.
Gelecegin Istanbul'unda ucan arabalar, yuzlerce katli plazalar, inanilmaz gelismis bir teknoloji, zengin ve fakirin arasindaki ucurum ve yozlasmayi oyle bir yazmis ki ciddi rahatsizlik duyarak okudum.
Mesela evinizin de icinde bulundugu  bir plaza dusunun ki otoparkinizdan parkiniza bahcenize  hastaneniz ya da bankaniza  alisveris merkezlerine  ve hatta tum dostlarinizin evlerine  sadece asansorle ulasabileceginiz bir yasam alani. Disariya cikma ihtiyacinizin olmadigi, o plazada dogup o plazada oldugunuz ve bunun normal bir hayatin yasam standardi oldugu bir dunya!

Sizin de gozunuz korkmadi mi?
Cok da imkansiz da gelmedi degil mi?

Ikinci zamanda ozel dedektifimiz Kemal'in macerasini boyle bir kurguda heyecan ile okuyoruz.  Kemal,  amansiz bir hastaligi yuzunden bir suredir kendini eve kapatmisken ummadigi bir teklif ile dedektiflige geri doner yalniz bu beklediginden cok daha tehlikeli bir macera olacaktir.

Ben kitap boyunca bu iki zamani nerede birlestirecek, altindan ne cikacak diye turlu fikirlerle okudumsa da sondaki surprizi tutturamadim. Beni oldukca sasirtip gercekten tatmin etti diyebilirim.

Osmanli Cadisi, kesinlikle tavsiye edecegim bir kitap. Hatta sevdiklerime tavsiye ile kalmayip okumalari icin baski kurabilecegim turden.
Oyle detaylar ve gondermeler  var ki daha fazla yazarak surprizleri bozmak istemedim. Ama videomda kitapta beni etkileyen  bazi bolumleri okumaya calistim. Izlemek isterseniz buraya ya da resme tiklayabilirsiniz.



13 Haziran 2016

Dikkat! Asiri Ucuk Hayal ve Depresyon Icerir

Dun geceden beri Karavan kiralama firmalarini arastiriyorum.
Hatta satilik karavanlara bakiyorum.
'Arabayi, motoru satsak alabilir miyiz ki?, Ne kadara mal olur? ' hesaplamalari yapiyorum.
Karavanla seyahat etmis insanlarin deneyimlerini okuyorum.
Youtube'da videolarini arastiriyorum.
En guzel rotalari inceliyor, 'suraya da ugramazsak olmaz' diye hayaller kuruyorum.
Memo'ya karavanin nasil guzel bir secenek oldugunu, ozgurluk hissini asilamaya calisiyorum.
Evi satip karavanda yasasak mi gibi ucuk hayallerimi anlatiyorum ki sadece tatil yapma fikrine daha sicak bakabilsin. ( Evet, kotuyum)

Hepsi su Zapp Ailesi yuzunden. 16 yil once 1928 model bir arabayla birkac ayligina Arjantinden yola cikmis ve bir daha geri donme ihtiyaci duymamis bu aile yuzunden.
Uzerine 4 cocuk yapip hepsini farkli ulkelerde dogurmus ve o arabada yasamaya devam ederek dunyayi gezmeye devam etmisler, ediyorlar.

Hikayeleri beni derin bir depresyona soktu.
Ne icin yasiyorum ben? diye sorguluyorum dunden beri. 

Sizi de depresyona soksun, hayatinizi sorgulatsin diye burada da paylasmak istedim.


25 Nisan 2016

Kitap Yorumu ~ Mucize \ R.J. PALACIO

Ciktigi ilk gunden beri gerek kapaginin dehset guzel rengi gerekse fiyatinin ucuklugu ve herkesin bu kitaptan bahsetmesi ile merakimin tavan yaptigi Mucize'yi gectigimiz ay CNR Kitap Fuarindan almistim.

Sevgili Pinar Bahar Okuma Senligine  ' kapaginin mavi oldugu bir kitap ' kivaminda bir kategori koyunca pek tabii okumak sart oldu.  Pinar , Baldan Beri kanalinin sahiplerinden Kubra ve Instagramda asiyeergur06 ile birlikte okuduk. Henuz aramizda tartisamamis olsak da ben yorumumu daha fazla geciktirmek istemedim. 
Damla Şahin (@damlacerrah) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bu kitabin yorumunu Pinar surada videosunda yayinladi. Ben de video cektim, bu yazinin altinda bulabileceksiniz fakat biliyorumki video izlemeyi sevmeyenleriniz var , bunun icin de kitaplar hakkinda her seyi artik  hem blogumda yazi olarak hem de Youtube kanalimda video olarak bulabileceksiniz. 
Secin, begenin, izleyin ya da okuyun! Daha ben ne yapayim ki hizmette sinir yok :)))



Konuyu cok dagittigimin farkindayim, hemen kitap yorumuma geciyorum. 

Mucize'yi buyuk beklentilerle okumaya basladim. Cunku okuduguna sahit oldugum herkes kitabin sonunda gozyaslarini tutamadigindan bahsetmişti.

Kitap, 10 yasinda August adinda bir cocugun hikayesini baslarda kendi agzindan sonrasinda ise cevresindeki arkadaslari ve yakinlarinin agzindan bize anlatiyor. 
August yuzunde buyuk anomalilerle dogmus, gorunusu etrafindaki herkesin dikkatini ceken ve hatta rahatsizlik verecek derecede tepkilere maruz kalmasina sebep olan yuregi tertemiz bir cocuk. 

Kucuklugunden beri bu tepkilere o kadar alismis ki bir yere kadar tolere edebildigi bu cigliklar, tuhaf bakislar vs. bir gun evde egitim hayatinin bitmesi ve okula gitmek zorunda kalmasiyla hayatini cok daha fazla etkilemeye basliyor. 

Okuldaki arkadaslarinin acimasizligi, kurmakta zorlandigi diyaloglar, sosyallesmekte yasadigi sikintilar bir yana saglik problemlerinin ilerlemesi ve ailesinde yasadigi sikintilar August'u ciddi sekilde yaraliyor. 

Kitabin ortalarina kadar bu mutsuzluklari okurken an geliyor bazi kirilmalar yasaniyor ve August'un aslinda etrafindaki insanlara verilmis bir mucize oldugunu siz de derinden hissediyorsunuz. 

Kitap, o kadar basit bir dille yazilmiski okurken sizi asla yormuyor, sıkmıyor. Omrunuz boyunca unutmayacaginiz sicak bir hikaye okuyorsunuz. Hani su yabanci aile filmleri tadinda. 

AMA; kitap 336 sayfa. Puntolar kocaman, satir aralari genis ve bolum bitisleri-baslangiclari arasinda ciddi bosluklar var ve Pegasus yayinlari istese bu kitabi 100-150 sayfada bitirebilirmis. Peki neden bitirmemis? Bana sorarsaniz kimse 100-150 sayfa bir kitaba 32.50 tl gibi bir fiyat vermezmis de ondan.  N'oluyoruz anlamiyorum, 32,50 tl ye kitap mi olur? Dun Is Bankasi klasiklerinden Budala ve Karamazov Kardesleri aldim 28-26 tl falandi ki sanirim 700-800 sayfaya yakinlar. 

Demem o ki; kitabi internetten, sahaflardan, arkadaslarinizdan edinin ve kesinlikle okuyun. 10 yasindan 100 yasina kadar olan herkese uygun, kolay okunabilen, edebi yonden bos ama sicak bir hikaye icin dogru tercih olacaktir. 

Dipnot: Ben sonunda aglamadim ama tuylerde bir urperme olmadi da degil hani... 


22 Nisan 2016

Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal \\ Zülfü Livaneli

Yaşar Kemal'in vefati sonrasinda boyle büyük bir yazarın popularizmin ağına düşmesinden korkmustum.
Herkes -pek tabii- ondan bahsedecek, bilen de konusacak bilmeyen de diye dusunurken Livaneli'nin onun hakkında hem bizi bilmediklerimiz ile yuzlestirecek hem de ortak anılari ile Yasar Kemal'i bir kez daha sevdirecek bir kitap yazdigi haberini aldim.

Ilk once cok mutlu oldum falan ama sonrasinda aklima bir soru takildi. O da;
Yasar Kemal sansliydi ki ardindan kendisini bize anlatabilecek Livaneli gibi bir dostu vardi. Peki bir gun gelecek Livaneli de bu dunyadan gocecek, o zaman bize Livaneli'yi kim anlatacak? 

Ve kitap cikti, bir sure okumaya vakit bulamamis olsam da Pera Palace otelinin Persembe bulusmalari kapsaminda Zulfu Livaneli ile Yasar Kemal uzerine bir sohbet organize ettigini ogrenir ogrenmez kitabi okumaya basladim.

Kitap hakkinda yorum yapmak haddim degil, sadece Turk edebiyatina biraz ilginiz varsa kesinlikle okumaniz gerektigini dusunuyorum.

Dun aksam, bahsettigim bu etkinlikteydim. Beni instagram'dan ya da Snapchat'ten takip edenleriniz varsa zaten gormuslerdir fakat gormeyenleriniz varsa soylesiyi agzim kulaklarimda bitirdigime emin olabilirler.

Damla Şahin (@damlacerrah) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Livaneli'den Nazim Hikmet'i de dinledik Yasar Kemal'i de. Mevlana'yi da anlatti Nietzsche'yi de.
Heybem bos gittigim soylesiden sirtimda kabur ile dondum yine.

Livaneli ile her karsilasmamda hayati cok bos yasadigimi anlıyorum.

Siirin, sözün ve edebiyatin toplumu nasil degistirdigi ile baslayan sohbet bizim kendisine sordugumuz sorular ile devam etti. Merak edeniniz varsa evet, yukaridaki soruyu kendisine sordum. Aldigim cevabi omrum boyunca hic unutmayacagim;

Kim yazarsa insafli olsun yeter. Sen neden yazmiyorsun?

Damla mest, Damla iptal, Damla ruhunu teslim etti!
video


* Basta Dogan Kitap'a bu etkinlikleri tesvik ettigi icin sonra da Pera Palace'a organizasyon icin kendi capimda minnetlerimi sunuyorum.

19 Nisan 2016

Can Simitlerine Veda

Diyet, Detox, Spor, Ozel Yasam Kocu, Kosu Gruplari ...
Hepsinin detaylarini sen sor, ben anlatayim. 

Cunku yaz geliyor. 
Cunku zayiflamaliyiz. 
Cunku hepimiz 36 beden olmali, o bikinilerin icinde adeta Adriana Lima misali birbirimize goz suzmeliyiz. 
Şişkolara ölüm!! 
Tamam, abartmis olabilirim lakin AÇIM! 

Bikinimi giydigimde beni suyun uzerinde tutan o dogal, o ahenkli can simitlerim olmadan yuzebilmek icin gaz geldim bir detox grubuna uye oldum. 

Herkes hata yapabilir. 
Cep telefonunuza indirebildiginiz bir uygulamadan basinizda bir coban ile bir grup zavalli sisko detox yapiyorsunuz, gorunurde.
Detoxdan bir gun once bir liste paylasiliyor, alisveris listesi. Ama ne liste, ekran resmi aldim, 4 fotograf oldu.
Neyse efenim, pes etmek yok. Tamamladik listeyi.
Geceden icilecek sular hazirlandi, kahvalti , ogle yemegi dolaba kondu. Herkes bir motive, bir heyecanli sorma! Suyu hazirlayan fotografini cekip yolluyor vs.

Sabah kalktik ofise gidecegiz, kahvaltiyi Tupper'a koy. Ogle yemegini baska Tupper'a. Ara ogunleri sakin unutma bir baska Tupper'a.
Hani donuste bos kaplarla pazarda stant acarsin yani, o derece.  Tupperware sponsorum anneme buradan tesekkurlerimi borc bilirim -nasi reklam ama hahahaha-

Ofise gitmeden once 1 saat yuruyus var. Sabah 8:30 da cocugu okula biraktin 9:00 spor salonunda olsan, 1 saat yuru, dus al , giyin, hazirlan ofise gelmen en iyi ihtimalle 11:00.
Hala kovulmadiysaniz kahvaltinizi ofiste yapabilirsiniz.

Uygulamadan fotograf yagiyor tabi, bogaz manzarama karsi kahvalti keyfim, ay cok iyi geldi yuruyus simdi ayaklarimi uzattim kahvaltimi bekliyorum. Suyumu da iciyorum vs... Sinif baskani bizden motive; helal olsun kizlar, pes etmek yok!

Hadi ogle yemegini de yedin ofiste, ara ogunler falan tamam.
Aksam yemegine gececegini sandin degil mi? Yooook, aksam yemegi oncesi 1 saat yuruyus! Hepimiz Belgrad ormani icinde yasiyoruz cunku.
Haydi isten cik, cocugu okuldan al, eve birak, kos spor salonuna, yuru 1 saat.
Eve don, kendine yemek, cocuga yemek hazirla.
Yedin, ictin. Odevler, kavga,dovus, kapanis.
Cocugu yatir, yarinin kahvaltisini, ogle yemegini hazirla koy sponsorun kaplarina:P
Ne saat 23:30 mu!

Telefonuna gelen bildirim: Haydi herkes pijamalarini giysin yataga!
Yataga gecmeden once Ebegumeci cayini icmeyi sakin unutma.

E ulen bu ev islerini kim yapacak?

Ertesi sabah ayni tempo devam...
Ama bakiyorum biri diyor ki ; kahvaltimi hazirliyor kizlar simdi.
Oburu ; kocamla tekneye ciktik simdi 3 gun denizde olacagiz hocam ben ne yapayim?
Bir digeri; Spora gitmeden kuafore ugrayayim dedim diye fotograf yolluyorken
Otekisi; Donuyla fotografini paylasmis galiba inceldim bu sabah 1300 gr eksik gorundu tartida, ne zamandir 52 kg gorememistim?
52 MI!!!TEKNE MI , KAHVALTINI MI HAZIRLIYORLAR? SPORDAN ONCE KUAFOR MU?

Direndim ama, 5 gun sabrettim. Ben normal zamanda bu kadar yemek hazirlayip, spora gitsem, zaten zayiflardim ki!

Ama -2,800 de fena degil tabi. Ustelik tekneyle acilmadik, kahvaltilarimi kendim hazirladim, kuafore ugramaya katiyen vaktim olmadi ve en guzeli hayatimda 52 kiloyu gormedim :)))

Şişko olmanın moda olacağı gunlerin özlemindeyim...

Yalniz evde ne cok Tupperware varmis:P

07 Nisan 2016

Kara Kitap \ Orhan Pamuk

Cok uzun zamandir yazi yazmadigimi farkettim ve donusum icin en cok erteledigim kitabin yorumunu sectim.
Bu kitap icin beni elestirebilirsiniz, kizabilir, tersleyebilirsiniz lakin benim fikrim pek degisecek gibi degil. Ve asagida da yazdim ama burada da belirteyim lutfen yazimi okudukten sonra bu linke tiklayarak Tahsin Yucel elestirisini de okuyun.

Evet, kitabimiz basliktan da anlasilacagi gibi Orhan Pamuk'un efsane Kara Kitap'i.

Kara Kitap, hayatima ilk kez bir kitapcida gordugum 25. yasina ozel baskisi ile girdi. Daha once Orhan Pamuk okumamis, sadece bir donem heves ettigim kitap yazma hayalim icin aldigim 'Yaratici Yazarlik ' kitaplari arasinda kendisinin de Saf ve Dusunceli Romanci sini katmis, dilinin zorlugu ve bazen kelimesini inatla, hem de bir sayfada 6 kere kullanacak kadar gereksiz kendine guveni sayesinde okumayi yarim birakmistim.

Bu sefer Orhan Pamuk ile tanisma zamanimizin geldigini hissettim ve uzun zamandir bir kosede bekleyen Kara Kitap'i biraz da korkarak okumaya basladim. Baslarda cok da sevecendim acikcasi...

Yer yer cok akici yer yer cok duragandi lakin ne bir imla kurali ne de dilbilgisi kurallarina uymamasi bana onyargim konusunda hakli oldugumu hissettirdi.
Yazar, adeta ' Ben yazarsam herkes okur, bosver kurallari' diye dusunmus, satislara bakilirsa haksiz da degilmis. Ben bunun okura yapilan bir saygisizlik oldugunu ve yazar olmanin sadece yazmak degil Turkce'ye tam hakim olmak, kendini okuturken birseyler ogretmek oldugunu dusunuyorum.

Yoksa hepimiz yazar olabilirdik. 

Kitabin hikayesine gelirsek;
Romanimizin 3 ana karakteri var ve biz ya yazarin dilinden ya da Galip'in dilinden dinliyoruz hikayeyi.
Ruya ile kuzen olan Galip, cocuklugundan beri Ruya'ya ilgi duymus ve sonunda evlenmislerdir. Ama Ruya'nin hayat ile arasinda kapatamadigi davalari, sorunlari vardir ve mutsuzdur. Bir gun ortadan kaybolur.
Galip, Ruya'yi ararken yine kuzeni Celal'in de pesine duser, cunku onu bulursa Ruya'yi da bulacagini dusunur. Celal bir gazetede kose yazaridir ve uzun zamandir gazeteye yeni yazi vermemis, ortalarda gorunmemistir.
Tum hikaye Nisantasi, Taksim arasinda kah yuzyillar onceye kah bugune dokuna dokuna Galip'in - guya - karisini aramasidir.
Aslinda bence Galip karisini aramak icin bir caba sarfetmeden sadece ve sadece Orhan Pamuk'un anlatmak istediklerine figuranlik yapmaktadir.

Kitapta cok guzel bolumler de var. Bu bolumlerin yazarin anlatmayi vaadettigi hikaye ile uzaktan yakindan alakasinin olmamasi ilginc olsa da en azindan okurken size soluk aldiracaktir.

Eger hala bu yaziyi sinirlenip kapatmadiysaniz sizden cok rica ediyorum bu likteki elestiri yazisini okuyun. Benim anlatma kabiliyetimin asla yetmeyecegi ama gonlumden gecen her detayi profesyonel bir gozle Tahsin Yuce yazmis. O zaman belki beni anlarsiniz.

Kendime not ettigim yerler de olmadi degil
Hayat dertlerle doluydu, acilarla, biri bitince oburu gelen, oburune alisirken bir yenisini bastiran ve yuzlerimizi birbirine benzeten derin acilarla. 

Bir baskasi olduktan sonra, bir daha bir baskasi. bir daha bir daha baskasi ola ola, ilk kimligimizin mutluluguna geri donebilecegimizi sanmak bos bir iyimserlikti. 

Ve en sevdigim;
Hafizamizin, biz yaslandikca fazla yuk tasimak istemeyen huysuz bir yuk hayvani gibi attigi agirliklar en sevmedigi yukler midir, en agirlari mi,  yoksa en kolay dusenler mi? 

04 Nisan 2016

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.


Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!


P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 

http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/

Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU


Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Mart 2016

Bahar Okuma Senligi Listesi

Pes etmek yok. Kis okuma senliginde basarisiz olduysak bunun bahari var. 
Haydi siz de Pinar'in blogunu ziyaret edin ve senlige katilin, yarisalim :)

1. Kategori (10 puan): Olayların bahar mevsiminde geçtiği veya baharı, çiçekleri, börtü böceği çağrıştıran bir kitap.
Sarah Jio - Mart Menekseleri 336 df. 

2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya manga veya foto roman.

3. Kategori (10 puan): Yaşanmış bir savaşı anlatan bir tarih kitabı veya olayların yaşanmış bir savaş döneminde geçtiği kurgusal bir roman.
John Boyne - Oldugun Yerde Kal 256 sf.

4. Kategori (10 puan): Anti-kahraman bir karaktere sahip bir kitap. (Öneriye ihtiyacınız varsa goodreads sayfalarına buradan veya buradan ulaşabilirsiniz)
Scott Lync - Locke Lamora'nin Yalanlari 584 sf. 

5. Kategori (10 puan): Evde okunmayı bekleyen veya elinizde olmasa da okumak isteyeceğin 10 kitaptan kurayla belirleyeceğin bir kitap.

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
George Orwell - 1984  352 sf. 

7. Kategori (10 puan): "Kadın" temalı bir kitap.
Jane Austen- Emma 468 sf. 

8. Kategori (10 puan): İşlenen suçun cinayet olmadığı polisiye/gerilim türünde bir kitap.

9. Kategori (10 puan): Gilmore Girls listesinden bir kitap. (Listeye buradan erişebilirsiniz)
Aldous Huxley- Cesur Yeni Dunya 272 sf. 

10. Kategori (10 puan): Normalde okumayacağınız veya uzak duracağınız türde bir kitap.
Halit Kakinc - Struma 232 sf. 

11. Kategori (10 puan): Mektup veya anı veya biyografi veya otobiyografi türünde bir kitap.

12. Kategori (10 puan): Kitap Ağacı'nın aylık kitaplarından veya herhangi bir Kitap Ağacı Kulübü tarafından Bahar Okuma Şenliği sırasında okunacak bir kitap.

13. Kategori (10 puan): Basılı tek bir kitabı olan bir yazardan bir kitap.
Zeki Muren- Bildircin Yagmuru 

14. Kategori (10 puan): Hayvanların ana karakterlerden biri olduğu bir kitap.
George Orwell - Hayvan Ciftligi 160 sf.

15. Kategori (10 puan): Genç yetişkin türünde bir kitap.
Leah Thomas - Benimle Asla Tanisamayacaksin 400 sf.
16. Kategori (10 puan): Olayların Güney Yarımkürede geçtiği bir kitap.

17. Kategori (10 puan): Kendi ülkesinde yaşamayan / yaşamamış bir yazardan bir kitap.
Nazim Hikmet ya da Zulfu Livaneli - henuz belli degil

18. Kategori (Her kitap 10 puan, 3 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 50 puan)Olayların geçtiği yerin kitabın isminde yer aldığı üç kitap.
Yasar Kemal - Agri Dagi Efsanesi 130 sf. 
Paula Hawkins - Trendeki Kiz  360 sf. 

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): Kapağındaki baskın rengin kırmızı ve mavi ve yeşil olduğu birer kitap. (Her renkten bir kitap okumanız gerekiyor).
Mavi- R.J. Placio Mucize 336 sf. 
Yesil- Alper Caniguz - Ogullar ve Rencide Ruhlar 204 sf. 
Kirmizi- Murat Gulsoy - Yalnizlar Icin Cok Ozel Hizmet 208 sf. 

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Ayse Erbulak- Dokuz Oda Cinayetleri 216 sf. 
Tarik Tufan - Ve Sen Kus Olur Gidersin 127 sf. 
Moliere- Cimri 130 sf. 
Ursula K. Le Guin - Yerdeniz Buyucusu 192 sf.
21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap Listesinden dört kitap. (Listeye buradan erişebilirsiniz)
Goethe - Genc Werther'in Acilari 126 sf. 
John Fowles - Buyucu 672 sf. 
Iain Banks - Esekarisi Fabrikasi 256 sf. 
Virginia Woolf - Deniz Feneri 224 sf.

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Stefan Zweig dan 4 kitap 

Satranc 77 sf.
Bilinmeyen Bir Kadinin Mektubu  68 sf.
Bir Kadinin Yasamindan 24 saat  80 sf.
Clarissa 184 sf. 

21 Mart 2016

2015 Kis Okuma Senligi - Kapanis

 2015 Kis Okuma Senligi  icin rezil listemi yayinlamaktan gururla karisik utanc duyuyorum. 

Is isten gecti gerci, onumuzdeki maclara bakacagiz. Misal 2016 Bahar Okuma Senligi ;)

1. Yabancı Yayınları'ndan çıkmış bir kitap. (10 puan)
Dokuz Gun , Gilly Macmillan, Yabancı Yayınları, 496 sf.

4. Kaç şenliktir listenize alıp alıp okuyamadığınız bir kitap. (10 puan)
Anayurt Oteli,   Yusuf Atılgan,  Yapi Kredi Yayinlari,  108 sf.

9. 2015 yılında çıkmış bir kitap. (10 puan)
Gunduz Kelebegi,   Dilek Nese Aciker,   Yitik Ulke Yayinlari,  326 sf.

17. Size hediye gelen bir kitap. (10 puan)
Olum Bir Varmis Bir Yokmus,  Jose Saramago,  Kirmizi Kedi Yayinlari, 208 sf

18. 150 sayfadan kısa 4 kitap. (Her kitap 5 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 40 puan)
Nevrotik,  Gurgen Oz,  Yitik Ulke Yayinlari,   132 sf.

19. İsminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitap. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 30 puan, toplamda 60 puan)
Kara Kitap,   Orhan Pamuk,  YKY,  476 sf. 

20. Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı ve bir kadın, bir erkek olacak şekilde. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 60 puan)
Türk Erkek: Ciplak Ceset, Celil Oker, Altin Kitaplar, 144 sf.

21. Birinin isminin bir kelimeden, diğerinin iki, diğerinin üç, diğerinin dört, diğerinin 5 veya daha fazla kelimeden oluştuğu 5 kitap. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan)
Agackakan,    Tom Robbins,    Ayrinti,  256 sf.
Ruya Yolcusu, Nazli Eray, Everest Yayinlari, 248 sf.
Sana Soyleyemedigim Her Sey,  Celeste NG, Marti Yayinlari, 336 sf. 

10+10+5+10+10+10+10+ 10+10 +10= 95
Okudugum sayfa sayisi = 2730 - 27 puan 

Toplam: 95+27= 122
Evet , hala rezilim :S 



Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe