31 Aralık 2015

Yeni Yil Dedigin Bir Garip Gidiklanma Hali

Yeni yila kaldi surda sayili dakikalar.
Dilekler havada, hayaller semada ucusur dururken,  2016 dan beklediklerim yazilari da cok bir revactayken 2balik1kedi Esra'nin benden yazmami istedigi bir yaziyi biraz farkli yazasim geldi. O anlar beni.
Ustume yuk, omuzlarima agri oldu verdigim soz.

Eskiden yeni yildan cok sey beklerdim ama simdi;
Ben yeni yildan hicbir sey istemiyorum. 
Ben yeni yilda insanlardan bir seyler istiyorum.

Misal;
 Beni ardinda birakmis insanlardan beni tamamen hafizalarindan silmelerini ve hatta toz bulutu kivaminda dunyadan yok olmalarini istiyorum.

Sonra;
Yetkililerden egosunu zapt edemeyen insanlar icin egozapthane ler kurulmasini ve kendilerinin egolarina el konularak burada muhafaza edilmesini diliyorum.


Bitmedi;
Huzurlu anlarimizi ele gune karsi koruyabilecegimiz kalkanlarimizin olmasini talep ediyorum.

Yok artik;
Saglik mutluluk tamam da bunlarin yaninda cok cok para diliyorum. Bizi hep kanaatkar olmaya inandirmislar. Herkes bi Yeni yildan saglik mutluluk ve huzur bir de dunyada baris diliyorum modunda yasiyor ve oluyor. Neden?
Hanginiz gercekten dunyadaki barisi onemsiyor. De get allesen!

Asil listem simdi basliyor

Annemden; Daha az paranoyak olmasini
Babamdan; Birlikte daha cok kadeh tokusturmayi
Esimden; Pazar sofralarindaki keyfimizi omrumuze yaymayi
Oglumdan; okul birincisi olmasini, derslerinde basarili olmasini, arkadaslarina sevgili ogretmenlerine saygili olmasini, odevleri eksiksiz yapmasini, bilgisayara bagli kalmamasini, daha cok kitap okumasini, en iyi olmasini istiyorum.
Saka ya hu saka! Mutlu olmak icin gonlunden gecenleri yapabilmesini
Kardesimden; Kendisine kiz arkadas bulmasini ( o zaman bal kaymak bir cocuk oluyor)
Elif'den; Unutma kabiliyetinin insanin en kutsal becerilerinden biri oldugunu unutmamasini
Zahide'den; Bizi hastag lerimiz ile bulusturmasini ( anladi o)
Esra'dan; Yillar boyu hep ayni guzel yurekle kalmasini ve en cok da bana Elif'in fotograflarini yollamaya devam etmesini
Sebnem'den; icindeki o catlagi kapatmaya calismamasini ve artik yuzyuze gorusebilmeyi
Nilgun'den; guzel gonlunu benden esirgememesini , cok ulke gezmesini ( benimle tabi)

Yukaridaki kisiler beni okuyacagindan cok emin olduklarimdi.

Simdi sira sana geldi sevgili OKUYAN;

Dilerim oyle mutlu ol ki "Su blogger kizin yeni yil dilegi tuttu vallahi" diye sok ol.
Deliye don, asik ol, sev, sevil, mutlu et, gulumse, cok para kazan, kotu insanlarin yollari tren yolu gibi seninkine paralel aksin cakismayin, ve en onemlisi
Mantiginin direttiklerini degil Kalbinin dilediklerini yasayacagin bir yil olsun! 
 Hepimiz boyle cicek olsak yeter ya, neyse...
Yaziyi 2016 da okuyanlara sesleniyorum; Ne degisti hayatinda dostum?

29 Aralık 2015

Profesyonel Instagram Ev Hanimi

Uzun zamandir calisma hayatina ara vermemis bir insan olarak ev hanimligindan beklentim buyuktu.  
Etrafimda calismayan arkadasim olmadigindan rol modelim hep Instagram Hanimlari oldu.
Onlar ki sabah 08:15 de uyanmak icin filtre kahvelerini demlerler, paylasirlar.
Onlar ki 11:00 de bol kopuklu Turk kahvelerini tum ev islerini bitirdiklerini de fotografin altina belirterek hupurdetmeye baslarlar.
Evleri daima isik icinde yuzer.
Illaki ama illaki - o kadar cok bos vakitleri vardir ki- bi orgu, dantel, el isi ile oyalanirlar.
Haftada en az 2 kere dost meclislerinden grup selfilerini cekerler, #ayseninmamalari hastagini kullanmayi eksik etmezler.

Isi birakali sanirim 1- 1.5 ay oluyor, oturup da bir kopuklu Turk kahvesi icebildigim olmadigi gibi calistigim zamandan cok daha fazla yoruluyorum.
Bunu soyledigim herkesin bana tepkisi 'yok artik ' oldugundan gunluk rutinimi sizin insafiniza birakiyorum;

07:00 Uyanis
08:00 Okula dogru yola cikis (Omrum boyunca servis soforu olmak istemistim)
08:30 Spor ( Cunku gitmezsem *ok cukuruna dussem daha hayirli)
10:30 Eve Donus
11:00 Kahvalti (yaparken Muge Anli izlemek en buyuk zevkim)
11:30 Kahvalti bitti, mutfagi topla, cocuklarin odasini topla, salonu topla, banyonun htiri kalir orayi da topla.
13:00 Ay Oturup Bir Kahve Mi Icsem 
13:02 Aaa Askim gunaydin, Ac misin?
13:30 Ese Kahvalti , kahveyi de ictin ictin !
14:00 Kahvaltiyi kaldir, mutfagi topla, yatak odasini topla
14:40 Azicik kitap okurum neyse  
14:45 Askim dus alayim da beni ise birak, donuste de Can'i alirsin.
15:00 Evden cikis
15:30 Es ise birakilir
15:50 Cocugu okuldan aldin
16:15 Eve Varis
16:30 Hayaller cocuk dersini yapsin sen kafani dinle, Gercekler aksama ne yemek var anne?  
17:30 Yemek Hazir
18:00 Sofra Hazir
19:00 Fatih Portakal ile Ana Haber ( Bu konuda tavizim yok)
20:00 Odev Kontrol, Kavga, Gurultu, Didisme, Bagiris
21:00 Yan yatti camura batti saati
22:00 Can'in uyku saati
22:05 Cani'in cis saati
22:09 Can'in su saati
22:14 Can'in anne sana bir kagit vermeyi unuttum saati
22:22 Can'in cis saati
22:30 Can Kapanis
22:35 Ohh, kahveyi demle kitabi oku saati 
22:.... Sizmak ne guzel sey!

Buradan Instagramdaki ev hanimlarina, gece vakti sarap kadehi ellerinde bilgisayar basinda "Ohh cocuklarda uyudu simdi anne saati" temali fotograflar paylasanlara sesleniyorum
Az insafiniz olsun, paylasip durmayin soyle fotograflar, sonra biz onlari gercek sanip yapmaya calisiyoruz yaaa 
Bu yaziya baslamadan once Instagramda  "Blogunu özleyenlerde bu sabah" alt metinli bir fotograf paylastim. Durup dusunuyorum da sanirim ben buyuyunce Profesyonel Instagram Ev Hanimi olacagim. 



*Eleman arayan var mi? 

23 Aralık 2015

Kış Okuma Şenliği 2015 Kitap Listem

Herkese merhaba, 
Uzun zamandir sesimin cikmadiginin farkindayim ama bol kitapla donuyorum.  Sevgili Pinuccia'nin Kitaplari blogunun sahibi Pinar'in duzenlemis oldugu, artik neredeyse geleneksellesen Kitap Senligine ben de katildim. Siz de katilmak isterseniz detaylar icin suraya tiklamaniz yeterli. 

Youtube kanalimda yayinladigim kitap videolarimi cogaltmak istedigimden bu senlik icin de oldukca heyecanli ve iddialiyim. 


1. Yabancı Yayınları'ndan çıkmış bir kitap. (10 puan)
Dokuz Gun , Gilly Macmillan, Yabancı Yayınları, 496 sf.

2. İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların kışın geçtiği bir kitap.
Yeni Baslangiclar,   Danielle Steel,   Altin Kitaplar,   320 sf.

3. Liseye başladığınız yıl ödül almış bir kitap veya o yıl ödül almış bir yazardan bir kitap. (10 puan)
2000 yili Yunus Nadi Odulleri,   Engeregin Gozu,  Zulfu Livaneli, Dogan Kitap,  168 sf.

4. Kaç şenliktir listenize alıp alıp okuyamadığınız bir kitap. (10 puan)
Anayurt Oteli,   Yusuf Atılgan,  Yapi Kredi Yayinlari,  108 sf

5. Herhangi bir edebiyat ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap ya da yazar. (10 puan)
Imkansizin Sarkisi,  Haruki Murakami,  Dogan Kitap, 352 sf.  (2015 Nobel Edebiyat odulu adayi)

6. Yasaklanmış bir kitap. (10 puan)
Doktor Jivago,  Boris Pasternak,  Yapi Kredi Yayinlari,  640 sf. 

7. Kitap Ağacı kulüplerinden birinde okunan bir kitap. (10 puan)
Dusunuyorum.

8. Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (10 puan)
Her Gece Bodrum,   Selim Ileri,  Everest,  260 sf.  Yan Gel Yat Universitesi blogunun guzel sahibi tarafindan onerildi.

9. 2015 yılında çıkmış bir kitap. (10 puan)
Gunduz Kelebegi,   Dilek Nese Aciker,   Yitik Ulke Yayinlari,  326 sf.

10. Yazarından imzalı veya yazarından imzalı olmasını gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap. (10 puan)
Elveda Güzel Vatanım, Ahmet Ümit, Everest Yayınları, 560 s.

11. Bilim kurgu ya da fantastik kurgu türünde bir kitap. (10 puan)
Ada, Lynne Matson, Yabancı Yayınları, 440 sf.

12. Siz doğmadan en az 250 yıl önce yazılmış bir kitap. (10 puan)
Cimri,   Moliere,  Is Bankasi Kultur Yayinlari,  130 sf.
13. Hem beyaz perdeye aktarılmış, hem de tiyatro veya müzikal adaptasyonu olan bir kitap. (10 puan)
 Bir Yaz Gecesi Ruyasi,  Shakespeare,  Antik Kitap,  128 sf.

14. Türk kadın bir yazardan bir öykü kitabı. (10 puan)
Tatavla'da Bir Delirme Vakasi,  Bade Osma Erbayav,  Yitik Ulke Yayinlari,  126 sf.

15. Romantik türde bir kitap. (10 puan)
Sen Benim Hayatimsin,   Ferzan Ozpetek, Can Yayinlari,  240 sf.  

16. Karakterlerden birinin bulunduğu kitabın isminde geçtiği bir kitap. (10 puan)
Huysuz Kitapci Fikry'nin Inanilmaz Hikayesi,  Gabrielle Zevin,  Timas,  299 sf.

17. Size hediye gelen bir kitap. (10 puan)
Olum Bir Varmis Bir Yokmus,  Jose Saramago,  Kirmizi Kedi Yayinlari, 208 sf.

18. 150 sayfadan kısa 4 kitap. (Her kitap 5 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 40 puan)
Nevrotik,  Gurgen Oz,  Yitik Ulke Yayinlari,   132 sf.
Agridagi Efsanesi,  Yasar Kemal,  YKY    130 sf.
Mavi Tuy,   Richard Bach,  Epsilon   112 sf.
Cemile,   Cengiz Aytmatov,  Elips Yayinlari   74 sf.

19. İsminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitap. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 30 puan, toplamda 60 puan)
Kara Kitap,   Orhan Pamuk,  YKY,  476 sf.
Kara Nara,   Kemal Tahir,  Ithaki,    142 sf.
Kara Kedi,    Edgar Allan Poe,  Kolektif Kitap,  116 sf.

20. Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı ve bir kadın, bir erkek olacak şekilde. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 60 puan)
Türk Erkek: Ciplak Ceset, Celil Oker, Altin Kitaplar, 144 sf. 
Türk Kadın:  Siyah Sardunyalar, Nilgun Simsek, Yitik Ulke Yayinlari, 350 sf. 
Yabancı Erkek:  Esek Arisi Fabrikasi,  Iain Banks, Koridor, 256 sf.
Yabancı Kadın: Kurtlara Soyle Eve Dondum, Carol Rifka Brunt,  Marti Yayinlari, 512 sf.

21. Birinin isminin bir kelimeden, diğerinin iki, diğerinin üç, diğerinin dört, diğerinin 5 veya daha fazla kelimeden oluştuğu 5 kitap. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan)
Agackakan,    Tom Robbins,    Ayrinti,  256 sf.
Ruya Yolcusu, Nazli Eray, Everest Yayinlari, 248 sf.
Oldugun Yerde Kal,    John Boyne,    Tudem,  256 sf.
Sana Soyleyemedigim Her Sey,  Celeste NG, Marti Yayinlari, 336 sf. 
Ve Sen Kus Olur Gidersin,   Tarik Tufan,  Profil Yayincilik,  127 sf.

22. Kendi temanı kendin yarat, dört kitap belirle. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan)
Cumhuriyet Donemi Edebiyati Yazarlarindan birer kitap 
Yezidin Kizi,   Refik Halid Karay,  Inkilap  160 sf. 
Yesil Gece,     Resat Nuri Guntekin,  Inkilap,   222 sf.
Fatih Harbiye,   Peyami Safa,   Alkim Yayinevi,  159 sf.
Sodom ve Gomore,   Yakup Kadri Karaosmanoglu,  Iletisim Yayinlari,   311 sf.   

01 Aralık 2015

Parfumun Dansi Kitap Yorumu

Evet biraz tembellik yapmis olabilirim ama bu yazimda olaganustu bir kitabi size tanitarak gonlunuzu almayi dusunuyorum.
Bir suredir Youtube'da video ile kitap yorumu yapma konusunda ne kadar hevesli olsam da yazarak daha ozgur mu hissediyorum ne? 
Bu yazinin sonunda kitap hakkinda cektigim videoyu da bulabileceksiniz. Umarim Keyifle okursunuz...


Parfumun Dansi, Alabor ve Kudra'nin kimine gore ask kimine gore sonsuzlugu tatmalarinin oykusu olsa da benim icin okuyup tadina doyamadigim , bir suru ders cikarttigim, cokca not aldigim, okumaktan dehset keyif duydugum bir kitap oldu. 

Kelimeler kifayetsiz... 

Kitap binlerce yil oncesinden baslayarak kah gunumuze kah yuzyillar oncesine deginiyor. Oyle ki Alobar'i sacina ilk ak dustugu zaman taniyip 900 kusur yasinda birakiyoruz. 

Bu kitabi spoiler vermeden nasil anlatirim bilemiyorum. 

Belki sorular sorabilirim size. Mesela ; 

* Olumsuz olmak ister miydiniz?
*Askin omru yuzyillar surebilir mi?
*Koku hissinin ne kadar degerli olabilecegi konusunda hic kafa yordunuz mu?
*Tanrilar neden var? 

vs, vs... bu sorulari size defalarca sorduran bir romandan bahsediyorum. 

Kitabin bir yerinde "Hafifle!"mekten bahsediyor yazar, kitabin kapagini kapatali sanirim 2 haftaya yakin oluyor ama her aksam kafami yastiga koyarken "Hafifle" diyorum kendime. 

Okuyun kitabi , anlattirmayin bana, buyusunu bozmayin! 

Ne yorum ama! Siz birsey anladiniz mi? Anlamis olun. 

Okuyun ve Hafifleyin! 

Sevgiler

15 Kasım 2015

Tuyap Istanbul Kitap Fuarindan Aldiklarim

Gecen hafta yazdigim "Tuyap'in Yollari Tastan " yazisindan yaklasik 1 hafta sonra kendimi ustelik sabahin 9:45 inde Tuyap'in kapisinda buldum.
Ustelik Can'i bile kandirarak tek basima:)
Bu sene hafta ici fuara gitme sansim oldu. Sansim derken bu iyi birsey mi kotu birsey mi henuz cozemedim. Nedenini ayrica anlatacagim.

Size Tuyap'tan aldiklarimi gostermek,Tuyap deneyimlerimi anlatmak icin bu kez farkli bir yol sectim ve video cektim!
Bir suredir kitap Youtuberlarini severek takip ediyorum. Eger cok dalga gecmezseniz- azina raziyim- okudugum kitaplari hem blogumda yaziyla hem de video ile yayinlamak gibi dusunceleri var.

Sizin de fikirleriniz onemli tabi:) Video hakkinda yorum yapmayi unutmayin olur mu ?
Aman tamam gulmek serbest! :))


02 Kasım 2015

SEKERPARE - Istanbul Sehir Tiyatrolari

Sekerpare oyununun hikayesini Sener Sen'li Ilyas Salman'li Sekerpare filminden bilmeyen yoktur zaten, bundan sebep ben bu yazida oyunun konusundan degil oyunculardan ve oyunun gidisatindan bahsedecegim.

Sekerpare sayesinde yillardir methini cok duydugum Engin ALKAN'i sahnede ilk kez izledim.
Bir Ali Poyrazoglu'na mest olmustum simdi bir de Engin Alkan'a hayran oldum. Bu kadar guzel oynamak , bu kadar guzel yonetmek, boylesi guzel jestler mimikler ... Off diyorum.
Oyunun sonunda istedim ki 5 cift daha elim olsun daha cok alkislayayabileyim. Islik calmayi beceremedigim icin kendime kizdigim nadir anlardandi gercekten :)

Bir kere oyun boyunca siz izlerken ne kadar egleniyorsaniz oyuncular sizden 10 kat daha cok egleniyor, hissediyorsunuz bunu.
Ve sikca oyunun disina cikiliyor ki bence buyuk cesaret isi. Yani oyuncular bir sahnede cekirdek citletirken caniniz istemistir diye orkestraya cekirdek ikram edebiliyor.
Ya da bir oyuncu sahnenin bu kadar merdivenli olmasi sartti sanki diye soylenirken digeri sahnenin donebilmesi hakkinda 'Bakin simdi ne kadar cabuk eve gidecegim, teknoloji neyse ki cok gelisti' diyerek aslinda sadece oyun oynamadiklarini, sizin 3 saatinizi nasil dolu dolu ele gecirdiklerini hissettiriyorlar.

Oyun muzikal ve ben buyuk bir muzikal hayraniyim. Hani elimde olsa her filmi her oyunu veya hayati muzikal yasamayi tercih ederim. Gerek sahnede gerek tv de bir suru muzikal izledim bu gune kadar ama ben hayatimda bu kadar guzel sesli muzikal oyunculari izlemedim. Zannedersin sahnede bir Ceylan Ertem, bir Cem Adrian var , sarki soylerlerken susmasinlar istedim.  Hani oyundan sonra surada konser veriyoruz deseler kalirsin oyle guzel.


Bayildim!
Cok Bayildim!
Acayip Bayildim!

Hayatim boyunca izledigim oyunlarin hepsini hatirlamiyorum belki ama bu kadar cok sevdigim baska bir oyun var miydi bilmiyorum. Tabi ki Engin Alkan'in bunda buyuk rolu var.
Engin Alkan'i Ben Olmeden Blogu sahibi sevgili Guven anlata anlata bitiremezdi, hak verdim kendisine.

Oyunu kesinlikle izlemelisiniz, 3 saat degil 30 saat de olsa izlemelisiniz.
Engin Alkan'in oyunun tanitim kitapcigindaki yazisi ile sizi basbasa birakiyorum;


*Bu bir "Tiyatro, umuttur" yazisidir...

30 Ekim 2015

Tuyap'in Yollari Tastan ...

Bu yil Tuyap Kitap Fuari zamani yaklastigindan , yayinevleri kipirdanmaya basladigindan beri
Bu yil fuara gitmeyecegim
diye ahkam kesiyorum. Hem de ne kesmek. Bakin orneklerle sabit ;




Ama unlu Turk dusunuru Damla ne demis
Annelik, tukurdugunu yalama sanatidir

Bu sabah Can ile Kasim ayi Super Penguen ve Dunyali Dergilerini karistirirken

- Fuar varmis anne( yuzunde sok ifadesiyle)
+Evet oglum.
- E ne zaman gidiyoruz.
+Bu sene gitmeyi dusunmuyorum aslinda
-Nasil ya! Sen kafayi yedin sanirim!!
+Cok kalabalik oluyor Can, cok da uzak.
-E pazarlar da kalabalik , gittigimiz bi suru yer uzak. Giris mi pahali ben vereyim parayi o zaman.

Anne dumur!
Anne icinden turkuler soylemekte

Tuyap'in yollari tastan Can cikarttin sen beni bastan...

Haftaya Pazar planimiz belli oldu , oralarda olacaklar kaleye mum diksin!


 

28 Ekim 2015

Tembeller Icin Yuzyilin Icatlari - Taze Direkt \ Getir

Ister metropol hayatinda yardimcilara ihtiyacimiz oldugunu dusunun.
Ister gelismis teknolojinin nimetlerinden faydalanmak deyin.

Ben benim gibi tembeller icin uretilmis sahane bir icat olduklarini iddia edecegim. 
 Gecen hafta evde pisen tum yemekler tuzsuzdu. Cunku ben her seferinde tuz almaya ya vakit bulamadim ya unuttum. Evdekileri de " Tuzun zararlarindan haberiniz var mi? Biraz azalttim sadece tuz kullanimi" diyerek kafaladim.

Dun aksam da evde bir tuvalet kagidi krizi yasadi ki evlere senlik ;
-Ablaaa, tuvalet kagidi kalmamis!
-Pecete kullan
2dk. sonra
-Ablaaaa pecete de kalmamis!
-Islak mendil kullan ( islak mendil stogunun bitmemis olmasi icin duaya baslanir)
O an ampul yandi! Hani su cok zaman once telefona yukledigim bir aplikasyon vardi "Getir"
A-ha dedim , tam zamani!
Actim aplikasyonu haritadan sokagimi buldum isaretledim kendimi. Bir paket tuvalet kagidi , bir paket pecete ,meyve suyu, aaa m&ms de varmis derken yavrum dedim GETIR!

Tuz da varmis bu arada ,simdi yazarken fark ediyorum. Yazik oldu yedigimiz tuzsuz yemeklere :)

9dk. icinde siparisiniz kapinizda dedi. Bir de harita acti , an be an moto-kurye yi takip ettim oradan. 6. dk da tuvaletten cikmadan yetistirdim tuvalet kagidini:)
Bence bizim aileden iyi reklam filmi olur diye de guldum kendimce. Siz gulmeyin, ayip.

Getir'in tek kotu yani kredi karti ile online odeme haricinde odeme kabul etmemesi bence. Buyuk eksi oldugunu dusunuyorum.

Getir'den aldigim cesaretle hemen yan yana duran aplikasyon olan Taze Direkt'e goz diktim.
Sonra dedim ki kendime , pecete degil ki bu sebze meyve nasil guveneceksin? Sonra sosyal medyadan takip ettigim ve uygulamadan son derece memnun olan arkadaslarimi dusundum, haydi dedim bi cesaret...

Domates , Salatalik, Maydonoz, Ispanak, Pirasa, Kabak, Limon, Dolmalik biber, derken bir de baktim sepete 2 cesit peynir, gunluk sut, gezen tavuk yumurtasi, Mandalina, Armut vs. de atmisim.
Tek sevmedigim yani siparisinizin teslim edilecegi saati secebilirsiniz desede bana bugun icin verdigi saat araligi sadece 14:00-18:00 idi. Baska secenek yoktu, belki yogunluktandir gerci bilemedim.
Bugun teslimat gunuydu , 12:30 civarinda cagri merkezinden aradilar Hos geldiniz, bizi nereden duydunuz dediler, Bir de istedigim pembe domateslerin kontrollerden onay almadigini bunun icin gondermeyeceklerini uzgun olduklarini belirttiler beni mest ettiler.

Saat 14:02 de kapim caldi, gercekten inanamadim.  Bu adreste 3 senedir oturuyorum ve ilk defa bir siparisim icin tarif alabilir miyiz, bulamadim, tam olarak nerede denmeden direk kapim caldi. Ayrica tebrikler!

Kapida odememi yaptim ve urunlerimi teslim aldim. Siparisinizi verirken nakit-kredi karti her turlu secenek sunuluyor.
Boylesi ozenli paketleme ve bu kadar taze urun cidden beklemiyordum yalan yok. Kendimden, dusuncelerimden, on yargimdan utandim.Sanirim cok sik kullanacagim artik Taze Direkt"i.
Siparisimin yaninda hediye olarak bir de cevizli ekmek yollamislar ki efsane!

Bir de arayinca eve asci yollayan aplikasyon yapsalar hayat tumden kolaylasacak bence.

Taze Direkt'e buradan uye olarak 50 tl taze para kazanabilirsiniz.

Yasasin tembelizm!!



23 Ekim 2015

Damla'nın Plaklari Taşlık Gazinosunda

Biri karsima gecip deseydi ki
Bir suru plagin olacak ama sen onlari dinlemeyeceksin. 
Kibar olmam gerekirse "Hadi len ordan!" derdim.  Kabasini siz hayal edin artik.

Yillardir bekledigim kitapligim tamamlaninca bana da hem kitaplarimin hem de plaklarimin keyfini surmek kaldi.

Ve  iste o gun geldi catti. Bir suru plagim oldu , enfes bir koleksiyona dogru kendimce emin adimlarla ilerliyorum. Ama caldikca eskiyecek, cizilecek,yipranacak diye dinlemiyorum.

Ah Murphy ah!

Size bugun kitapligimin bu en değerli  rafindan bahsedecegim.


Canim Elif'in de buyuk katkilariyla farkinda olmadan bir Zeki Muren kosem oldu.
Elif bana gectigimiz dogum gunumde ruhuna / ruhuma uygun bir mikrofon hediye almış , canım benim!
Sayesinde de her gun baktikca ruhumu dinlendiren bir kosem ve  kendimi eski bir assolist gibi hissettiğim mikrofonum var. Hani sanki Zeki'yle sahneye çıkmışız zamanında da mikrofon bende kalmış gibi..
Hayaller hayaller...
Elif soz bu mikrofonu fevkaladenin fevkinde sesimle ben kullanmaya kalkmayacagim. :)

Bu yaziyi yazmamin aslında 3 amaci var.

1. Elif'e tesekkur etmek.
2. Muzik kosemi sizinle paylasmak
3. Sagda gormus oldugunuz Zeki Muren -baski- imzali fotograf kartonundan bahsetmek.

İmzanın güzelliğine dikkat! 



3 kadin var fotografta. O aksam Taslik gazinosunda Zeki Muren'i izlemeye gelmisler , ne sans!
Cok detay bilmesem de biraksaniz roman yazabilirim o fotografa , makyajlarina, duruslarina ve hatta elimdeki bu fotograf kapaginin kokusuna.
Neden oradaydilar, kim onlar, ilk defa mi Zeki Muren'i izleyeceklerdi , mutlu mu ayrildilar o aksam Taslik'dan, yasiyorlar mi simdi, fotograf neden bir toplayici-antikacinin eline gecmisti? Yok bu sorularimin cevaplari.
Ama cevabini bildigim bir sorum var; o aksam orada olmak ya da bu kadinlardan birini bulup o aksami anlattirmak icin neler vermezdim.



Mesela en soldaki kadin yanindakine bir tuhaf bakmis, neden?
O saclar peki!
Peki en sagdaki kadinin keman yayi kaslari :) Diger ikisi neredeyse kislik giyinmis sen neden bahar festivali sunucusu gibisin?
Neden kimse gulumsemiyor?

Daha bin tane cumle kurabilirim de neyse kafanizi sisirmek istemem.
Benim gibi antika meraklilariniz varsa Antika Pazari yazima buradan gidebilirsiniz.
Bu fotografi satin aldigim toplayiciya Instagramdan Degerli Esya Dukkani adiyla ulasabilirsiniz.
Bana plak hediye etmek isteyeniniz varsa da posta adresim ....
Tamam tamam saka yaptim:)

22 Ekim 2015

Okur-Yorum - Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları hayatımda okuduğum en ilginç roman olmasa da ilk 10'a kesinlikle talip olur diyebilirim.
Ama en iyi listemde yeri olmazdı.
Liste delisi olsam en güzel baskıya sahip kitaplarım içerisinde kafadan 1 numaraydı ama emin olun.

Ama ben liste tutmam.

Kitap yazarın ilk romanıymış. Yazar, fotoğraf koleksiyonerlerinden bulduğu ve üzerinde -söylediğine göre- hiç oynanmamış ilginç çocuklarla dolu fotoğrafların gölgesinde anlatıyor hikayesini.


Kitapta ne kadar karakter varsa hepsini fotoğraflarıyla tanıyorsunuz.
Mesela diyor ki ; Tuhaf bir kız vardı ve havada durabiliyordu. İşte kapakta resmini gördüğünüz kız o.
Bu beni çok rahatsız etti.
Uğraşsa Harry Potter kıvamında bir şaheser yaratabilecekken her karakteri fotoğraflandırarak hayal gücümüzü o fotoğraflara hapsediyor gibi hissettim.

Okurken kendi karakterimi hayalimde yaratıp , görüntülerini canlandıramayacaksam yazdıklarının fantastikten daha çok armut piş ağzıma düş türü olduğu kanaatindeyim. Öyle bir tür var mı bilmiyorum ama bak ben yarattım.

Bu fotoğraf işini kolaycılık olarak tanımlıyorum ve bu konuda çok katıyım.

Kitabın konusuna gelirsek

Kahramanımızın kimine göre çılgın kimine göre kafadan çatlak olan dedesi küçüklüğünden beri bir adadan ve adada yaşadığı günlerdeki tuhaf arkadaşlarından bahsetmektedir.
Başlarda Jacob küçükken masal kadar sevimli gelen bu hikayeler  büyüdüğünde sıkıcı birer tekrar ve dedesinin kafayı yemiş olduğunun kanıtı gibi gelmektedir.
Ah o büyüdükçe gereksiz yere beynimize yerleşen mantıklı düşünme güdüsü!
Ama Jacob talihsiz bir olaya şahit olur ve açıklayamadığı bir şey ile karşılaşır. İçine bir kurt düşer "Acaba dedem gerçeği söylüyor olabilir mi?"
O günden sonra kuş bilimci olan babasını bir şekilde ikna edip dedesinin anlattığı hikayenin peşinden İngiltere'de şehre çok yakın ama elektriği bile olmayan , garip o adaya giderler.
Babası kuşları inceleyip , talihsiz kitap denemelerinden birinin üzerinde çalışırken Jacob adayı keşfe koyulur.
Kasaba halkı zaten fazlasıyla gariptir, yetimhanenin adını duyduklarında gözleri faltaşı gibi olur vs.
Ürkütücü yetimhaneyi ziyareti de pek tabi olayların başlangıcıdır.

Dipnot: Bu bir korku ya da gerilim romanı değil. Tam da bu olaydan sonra bunu fark ediyorsunuz.

İpucu vermeyeceğim bir "şey" sayesinde tuhaf çocuklar ve bayan Peregrine ulaşan Jacob  onlara dedesinin öldüğü haberini vermek zorundadır. Bu haber aynı zamanda bayan Peregrine için tehlike çanlarının çok yakında çaldığının işaretidir.
Jacob hiç kimsenin ona inanacağını düşünmediği için kimseye bu "şey"den, çocuklardan ve kuştan bahsetmez.

Aslında kitaptan tek çıkarımım Jacob'ın kitabın sonunda -bence- annesi ve babasının kendisine her anlamda inanmaması sebebiyle seçtiği yol oldu.


Kitap öyle bir anda bitti ki devam kitabını çok yakında okursunuz.

Okursunuz diyorum çünkü ben "Armut Piş Ağzıma Düş" türü  roman okumayı pek sevmiyorum.

Siz seviyorsanız okuyun , hikaye hiç de kötü değil.
İmza: Kendiyle çelişen blogger :D

20 Ekim 2015

Bir Garip Eleman Aranıyor

Yıllar yıllar önce daha ilk blog yazılarımı yazarken kiralık ev aramaya başlamış , işte o beni benden alan Ultra Lüks Ebeveyn Banyolu ev ilanı ile müthiş bir aydınlanma yaşamıştım.


Bugün de önüme bir iş ilanı düştü. Ekran görüntüsünü aldım, aynen paylaşıyorum.
Konuyu ben sulandırmayacağım çünkü bu zevki size bırakacağım.
Olaya "Nasıl bir personele rastladınız ki yenisinde bu özellikleri arıyorsunuz?" çerçevesinde bakmak istesem de
Sır saklayabilmelidir
Soğukkanlı olmalıdır 
Zamanında iş yapmaktan hoşlanmalıdır 
Kendisine söylenenleri en ince ayrıntısına kadar dikkat etmelidir 
maddelerini her okuduğumda Sekreter değil ya FBI Ajanı  ya Seri Katil aradıklarını düşünmeden edemiyorum.

Daha fenaları da düşüyor aklıma ama başta da dediğim gibi işi sulandırma zevkini size bırakıyorum :)

17 Ekim 2015

Zengin Mutfagi - Istanbul Sehir Tiyatrolari

Her sene Ekim ayi gelip tiyatrolar bir bir sahnelerini acip, sahane oyunlarinin afislerini boy boy sergilemeye basladiginda kendime soz veriyorum
Bu yil cok oyun izleyecegim! 
diye. Ama nafile. Zaman uysa bilet kalmiyor, Bilet olsa para olmuyor, Para olsa da zaman uymuyor derken koca bir tiyatro sezonu bitiyor.
Gecen sene ;

  • Ali Poyrazoglu Tiyatrosu  - Babam Dokuz Dogurdu 
  • Ali Poyrazoglu Tiyatrosu - Kucuk Prens Bana Dedi ki 
  • Istanbul Sehir Tiyatrolari - Cibali Karakolu 
ile  koskoca sezonu kapattim. 


Ama
Bu yil cok oyun izleyecegim!
2015-2016 tiyatro sezonunu Sehir Tiyatrolarinin Zengin Mutfagi isimli oyunuyla actim.

Vasif Ongoren tarafindan yazilan Zengin Mutfagi  ilk oyununu 1977'de oynamis. Ve bugun hayatta olmayan yazarin kizi oyunun yonetmeni Asli Ongoren.

Oyun Turkiye tarihinin en buyuk isci eylemlerinden biri olan 1970 yilinin 15-16 Haziran Isci Eylemi'nin golgesinde Zengin isadami Kerim beyin  koskunun mutfaginda koskun 20 yillik ascisi, eski pehlivan Lutfu ustanin agzindan seyirciye aktariliyor.

Lutfu usta bir sabah uyandiginda koskte kimsenin olmadigini fark eder. O gun yaninda calisan yardimcisi kizin da zavalli fakir genc Selim ile nisani vardir ama Selim de ortalarda yoktur.
Lutfu usta ve kiz buyuk bir isci ayaklanmasi oldugunu , patronlarinin avrupaya kactigini Selim'in de bu karisikliktan sebep gec kaldigini ogrenirler.

Zaman gecer, ortalik az da olsa durulur ve patronlari Avrupa'dan yanlarinda bir kurt kopegi ile donerler.

Iste Lutfu ustanin dedigine gore olaylar da kopegin eve gelmesiye birlikte baslar.
Insanlarin bayramdan bayrama yedigi eti her gun hem de mesaisi bittikten sonra pisirip kopege sunmak zorunda birakilan Lutfu usta soylenir durur,
Asciysak esek degiliz ya!  
15-16 Haziran olaylari surerken bir suru aksilikler ile Selim burnunu belaya sokar ve kalacak yere ihtiyaci vardir. Koskun sahibi Selim'i eve alir ve ona is verir ve bir kampa yollar. Selim kamptan dondugunde cok degismistir , havalidir , nisanlisina karsi kabadir, patronunun bir nevi kopegi olmustur. Hayata bakisi cok keskinlesmistir;
Ya bizdensin ya karsidan!

Bu arada ulkede sag-sol olaylari , sendikalar -isverenler derken mutfak da pek tabi bu hir gur den nasibini alacaktir.
Oyunu kah gulup kah kizarak izleyecek, en onemlisi tarihin tekerrurden ibaret oldunu bir kere daha hatirlayacaksiniz.

Oyunun sonunda Lutfu usta seyirciye sorar;
Ayrilmak mi zor, Kerim beye hizmet etmek mi?
 Aslinda hepimizin kendimize sormasi gereken bir sorudur bu, ama verecegimiz cevaptan korkariz belki de!

Ve oyuncular...

Selim ( Ali Mert Yavuzcan)  karakterini aslinda dizilerden taniyoruz. O kadar iyiydi ki cocuklar her kostum degistirdiginde 'bu kim ' diye sordu. Kostum degil , ruh degil adeta beden degistiriyor sahnede.
Lutfu Usta ( Murat Garibagaoglu) sahaneydi, tum oyunu sirtlayan seyircinin yuregine dokunan , hani kim oynasa daha iyisini yapamazdi derdirten turdendi.
Kiz( Irmak Ornek) resmen imrenerek izledim. Bu kadar mi zarif olunur!
Seyfi ( Ozan Gozel) ve Ahmet(Selcuk Yuksel) ustlendikleri rol icerisindeki ideolojilerilerini resmen ruhunuza isletiyor.

Tum kadro tam kelime ile fevkaladeydi!

Siradaki oyun Sekerpare, izleyenler yorum yaparsa sevinirim.
Ne demistim ;
Bu yil cok oyun izleyecegim!!

09 Ekim 2015

Bir Annenin Dramı - Been Boozled Challenge

Bir süredir Youtube kanallarını sıkı takip eden pek lüzumsuz oğlum Can bizi de kendi videosuna alet etti. 
Been Boozled, aslında bir kutu draje. Kutunun içinde renk renk drajeler ve bu drajelerin herbirinin farklı tatları var. Buraya kadar her şey normal görünse de öyle değil. 

Mesela gördüğünüz iki beyaz drajeden biri hindistan cevizliyken diğeri bebek bezi tadında. 
Daha berbat örnekler isterseniz ; siyah drajelerin biri likör diğeri kötü kokulu sprey tadında. 

O kokuların tatlarını nasıl drajelere vermişler anlamadım ama birebir yani.
Biliyorum çünkü dün akşam kokmuş çorap yedim! 

Harry Potter severler için efsane olan bu şekerleri deneyin diyemeyeceğim ama videomuzu izleyebilirsiniz:)
İzlemek için şuraya TIK TIK... 

*İzlemişken kanala da abone olursanız bir yavrucağı sevindirirsiniz:)

30 Eylül 2015

Kitap Tavsiye - Doktor March'ın Dört Oglu

Doctor March'ın Dört Oğlu Metis yayınlarından çıkan yazarın okuduğum ilk kitabı.
Böyle adını sanını bilmediğim yazarların kitaplarını tavsiye ile okumayı çok seviyorum. Hele ki kitabın türü gerilim ise genelde çok çok da memnun kalıyorum.

Bu kitabı yeni bir hobim sayesinde keşfettim ve ilk önce size bundan bahsetmek isterim.

Youtube, benim için sadece müzik dinlediğim ve eskinden #DamlaninPlaklarini yüklediğim bir yerken çok güzel kanallar keşfetmeye başladım.

Kitap kanalları , Alışveriş kanalları ve hatta makyaj kanalları. Tahmin edersiniz ki kitap kanallarının gönlümde yeri çok ayrı oldu. Hatta en iyileri , vasat olanları derken bir çok kanal tanıdım. Bir ara ben de yapabilir miyim acaba dedim ama cesaret edemedim.

Hatta blog dünyasının Ölmeden Önce tanınması gereken kişisi Güven bile bu yaz kendine bir kanal açtı. Efsane keyifli , izlediğim en kaliteli ve en içeriği dolu  3 videoyu hazırlayıp biz izleyicilerine sundu. Kendisinden yeni videolar beklediğimizi de buradan bir kez daha hatırlatmak isterim.

Bu kanallardan bir kaçını aşağıda sizinle paylaşacağım.
Ama önce kitap yorumum;


Doctor March'ın Dört Oğlu

Herşey doktor March'ın eşinin rahatsızlanıp eve bir hizmetçi almak zorunda kalmaları ile başlar.
Eve gelen hizmetçi Jeanie için başlarda herşey normaldi. Birbirinin tıpa tıp aynısı 4 erkek kardeş , sosyal hayattan kopuk bir anne ve işinde gücünde bir baba.
Ta ki bir gün Jeanie hanımının odasında temizlik yaparken bir günlük bulana kadar.
Jeanie günlüğün bir katile ait olduğunu ve işlediği cinayetleri ,tüm iç karartıcı ruh hallerini ve hatta işlemeyi düşündüğü cinayetleri katilin bu günlüğüne harfiyen yazdığını görür.

İlk düşüncesi polise haber vermek olur ama kendisi de kaçak bir sabıkalı olduğundan yapamaz. Üstelik polise verebileceği bu günlükten başka kanıt yoktur.

Katil günlüğünü isimsiz tutmaktadır. Verdiği tek ip ucu 18 yaşındaki dördüz kardeşlerden biri olduğudur. Kimi zaman hiçkimse kimi zaman 4 kardeş birden. Jeanie'nin kafası karışır , kendine günlük tutmaya başlar.

Kitap katilin günlüğü ve hizmetçinin günlüğü olarak tırnak yedirten hızla ilerliyor. Gece uyandığımda acaba 1-2 sayfa okusam mı derken yakaladım kendimi , düşünün artık.

Ve sonunda tüm tahminleriniz boşa çıkıyor. Kitabı okurken katili tahmin edeceğinizi hiç mi hiç sanmıyorum. Kitabın sonu sizi hem şok hem de sinir edecek cinsten.

Gerilim severseniz kesinlikle tavsiye ederim.

Youtube kitap kanalları tavsiyelerime gelecek olursak ;

Ben Ölmeden -Daha çok video lütfen!
Eren Nadir Akşamoğlu - En profesyonelleri olduğunu düşünüyorum, tek sorun okuma türlerimizin mükemmel uymaması.
Thinbooks - blogundan takip ettiğim , videolarını da zevkle izlediğim bir kanal. Yorumlarına güveniyorum.
Baldan Beri
Yiğit Davutoğlu - Hayalimdeki evlat şekli:)
Nihan Alak

29 Eylül 2015

Takvimlerde Eylül

İşte tam önünde içtik ana-kız kahvemizi.


Aldığım gün, Eylül çocuğu olduğumdan mıdır nedir en sevdiğim çizimin olduğu yapraktı.
Tüm yıl beklemiştim sararmış yaprakların olduğu bu yaprağını takvimimin.

Eylül özeldir çünkü. E ben doğdum , babam doğdu , Gizem doğdu, Dayım doğdu vs...

Sonra bir gün  birine çok sinirlendim. Topladım tüm ofis eşyalarımı hala bir torbada hazır bekliyorlar hatta. Unuttum gitti tabi takvimi o torbada.

İçim acıdı görünce.

Demem o ki gereksiz birilerine sinirlenip büyük heveslerimizi kaçırıyoruz farkında mısınız? 

15 Eylül 2015

Türk Edebiyatı OUT, Çatlayan Tohumlar IN

Edebiyatın moda olduğu zamanlardayız.

Okumak moda 
Okuyor-muş gibi yapmak daha da moda 
Kitap satın almak moda
Kitapçılarda gezmek daha da moda
Fotoğraf paylaşmak moda
Kitaplı, daktilolu fotoğraf paylaşmak daha da moda 

Neredeyse her gün iletişimde olduğum bir x üzerinden anlatacağım bugün size hikayeyi. 

X, benim kitap kargoma denk geldi bir gün. Koliyi nasıl iştahla açtığımı farketti ki 
Ay ben de efsane bir seriye başladım geçen gün. Şiddetle tavsiye ederim
dedi.

Bana sorarsan
Ne güzel kitaplar
diyip konuyu kapatsa gözümde daha değerli olacaktı.

Bir önceki Pazar Hürriyet'de bir röportaj okumuş. -Eyvah dedim geliyor!-
Kadın yazar bir güruh havasındaymış adeta. Kitapları o kadar sürede onbinlerce satmış ki kesin okumalıymış. Zaten her yerde kitap gözüne çarpıyormuş, geç bile kalmış.

Evet, birçoklarınızın anladığı üzere kahramanımız X güruh derken Azra Kohen'den Efsane seri derken de Fİ-Çİ-Pİ den bahsediyordu.

Ve söylediklerinde çok ciddiydi!

Merak ettim, okudum röportajı.

Çok yakında kitaplarını da okuyacağım ve emin olun beğenirsem yine buradan duyuracağım.
Eleştireceksen bilip eleştireceksin 

Ama röportajdan önce alttaki videoyu izlemenizi öneririm.



Bu videoyu aylar öncesinde izleyip, bir Türk yazar olarak diğer Türk yazarlara burun kıvırmasına çok çok sinirlenmiştim. Duygularımda hala bir yumuşama yok gerçi...
İzleyip siz de karar verebilirsiniz.
Gelelim gazete röportajına, Yazılı röportajın başlığı da şu;

Dünyayı değiştirmek için yazdım

Aman tanrım!

Değiştirebildin mi peki diye sormak isterdim kendisine? Ya da kitaplarını okuyan birinin hayatında olumlu bir adım attırabildin mi? En azından ben henüz duymadım.

Sen Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarlara burun kıvırıp, röportajında "Umurumda değil yazarlık ve edebiyat" diyecek üzerine de büyük kitleler tarafından sevildiğini düşüneceksin.


Çok itici, talihsiz yorumlar bunlar bana sorarsanız.

Yazının başına dönersek, demem o ki ;
Bazı yazarlar dua etsin ki kitap okumak moda ama okuyormuş gibi paylaşmak çok daha moda

 Bu arada kahramanımız X'in Türk Edebiyatının duayen yazarlarından birinin çok yakını olduğu gerçeğini,  kendinizi bıçaklamamanız için sizinle paylaşmak istememiştim ama işin vehametinin farkına varın istedim.

Farkındalık önemli çünkü!

14 Eylül 2015

Film Yorum: Gece Bitmeden

Çocukları "Minyonlar" a götürmeye gitmiştik aslında. Bilet alırken bir baktık afişte tatlış bir abi güzel bir abla, e filmler de aynı saatte başlıyor, çocukları Minyonlar'a kendimizi Gece Bitmeden filmine attık.

Gece Bitmeden derken ciddiymiş, tüm film bir gecede yaşandı bitti.

Tüm aşk klişeleri; Tesadüf , mutsuz ayrılıklar , kaybolmuş umutlar, terkedilmişlikler vs olmasına rağmen romantik bir film izleyemiyorsunuz maalesef.

Bir kadın çantasını çaldırmış -sanırım cebindeki son para ile- tren bileti elinde son trene yetişmeye çalışırken telefonunu düşürür, telefon kırılır, kadın treni kaçırır.
Tren garında müzik yapan bir tatlış abi de kadının peşinden gider, telefonunu verir ve tanışırlar.
Biz de bu iki arkadaşın tüm gece başından geçenleri , hayatlarındaki mutsuzluklarını , birlikte atıldıkları maceraları izleriz.

Filmden çıktığımda ilk baktığım şey festival filmi olup olmadığıydı ama değilmiş.

Bir ara arka koltukta horlayan abi, seviyorum seni.

İzlemeyin demiyorum , izlerseniz "Damla uyarmıştı ama" diyin diyorum.

31 Ağustos 2015

Dizi Tavsiye - Once Upon A Time

2015 yazından ne yaptın  diye sorsanız bana , hani sormazsınız da sordunuz diyelim ;
Ya var yaaa tüm yaz 4 sezonluk efsane bir diziyi bitirdim , yeni sezonunu da dehşet merakla bekliyorum
derim.

Başlarda hikaye biraz sıkıcı ve hatta sıradan geliyor kulağa. Sonuçta, herkes hayatında bir kere  "Masal kahramanları gerçek hayatta yaşasa nasıl olurdu" diye düşünmüştür sanki.

Ben bu soruyu genellikle okuduğum kitaplar bittiğinde sorarım kendime. Hele ki sevdiğim bir karakter olduysa kitabı bitirip kapağını kapatmak adeta vicdan azabıdır her zaman.  Sanki o karakteri öldürmüş ya da kitabın içinde sonsuz bir boşluğa hapsetmişim gibi gelir.

İşte Once Upon A Time'ı sevmemin başlıca sebebi de bu sanırım.

Şöyle ki ;

Her şey öğretmeninin kahramanımız Henry'e Once Upon A Time adında bir kitap vermesi ve Henry'nin belki de kitabın sihrine inanması sayesinde kitapta adı geçen "Kurtarıcı"yı yani öz annesini bulmasıyla başlar.


Bir kasaba düşünün, sonsuz bir döngü ile herkesin her gün hem de farkında olmadan neredeyse aynı şeyleri yaptığı , zamanın aktığı ama kişilere etki etmediği , kimsenin geçmişi hakkında fikrinin olmadığı ve hatta bunu düşünmeyi akıllarına getirmedikleri bir yer ; STORYBROOKE.
Sizce de kulağa fazlasıyla "Lanetli" gelmiyor mu ?
Kötü Kraliçeyi kasaba başkanı, Pamuk Prensesi ilkokul öğretmeni olarak izleyeceğiniz , sonrasında varlığını bile unuttuğunuz masal kahramanlarının artık pek şahane olmayan hayatlarına tanık olacağınız, "Happily Ever After " diye biten tüm masalların aslında pek de sandığımız gibi bitmediğine şahit olacağınız bir dizi bu.

İzleyecek yeni dizi arayışındaysanız sakın ola benim düştüğüm hataya düşüp bu diziyi hafife almayın.  3. sezonun bazı bölümleri  beni gerçekten çok sıkmış olsa da, siz izlerken kulaklarımı çınlatmayın olur mu ? Sonunda öğrendiğiniz gerçeklere emin olun değecek.

İzleyeniniz varsa 4. sezonu yeni bitirmiş biri olarak "New Dark One" ımızı tartışmak isterim. O nasıl güzel sezon finaliydi öyle...

Dizideki favorimi de size tanıtmadan geçemeyeceğim bence dizideki en şahane oyuncu Robert Carlyle yani dizideki adıyla Rumpelstiltskin / Mr. Gold ...



Bu arada dizinin yapımcısı ve metin yazarını Lost dizisinden tanıyoruz ve bu bize dizinin büyük finali için büyük bir kabus yaşatır mı göreceğiz. Lütfen Yaşatmasın!

İzleyin Anacım...


11 Temmuz 2015

Kir, Dok, Parcala

Bundan haftalar belki aylar once 'Rutin Candir , Gerisi Heyecandir' kilikli bir yazi yazmistim. Tembel insanim simdi arayip bulmaya usendim ama kisaca ;
Duzenimin milim disina ciktigimda , dis dunyadan insanlarin hayatima mudahale etmeye baslamasi vb durumlarda rutinimi cokca aradigimi ve ben olmaktan ciktigimi yazmistim.

Sikayet ettigim her olayin katlanarak yine bana donmesi gibi , evren oturdu dusundu ve rutinimin dibine buldozerle girmeye karar verdi.
Tamam matkap desem daha dogru

Gerci biz de tadini cikartmadik desem yalan olur. Biz dedigime bakmayin tabi Anneanne- Torun bana duvar ve pastel boya birakmadilar :)















Bir gun geldim tum ev Dexter dizisi cekim studyosu gibi sarilmisti.
3 gun musambali yasadik, kabuslarimin renkliliginden bahsedip sizi urkutmek istemiyorum ama uyudugum ortami gorseniz bir fikriniz olur sanirim.

O ara tum esyalari verdik bir sure koltuklarda biz degil 170 parca tabak seti ,fincan takimlari vs. oturdu.

Tam bitti dedim , marangozda gelecek ortalama 87657 kere olcusunu aldigi kitapligi cuk diye yerine oturtup gidecek , biz de arkasindan rutinimizle aglasarak kavusacagiz dedim.
2 gun bu sekilde yarisi var yarisi yok oturduk.


Ama bence degdi.

Simdilerde kitapligim ben rutin hayatimiza devam ediyoruz , mutluyuz.
Sizden n'aber?


08 Temmuz 2015

Merhaba ben Damla

Merhaba ben Damla,
Ailenizin tembel bloggeri.
Gonullerin imitasyon Zeki Muren'i
Hani tatli tabaginda kalan son baklava dilimi
Bazen pasakli kedi bazen duzensizligin duzeni

Merhaba ben Damla ,
Elinde kitap gorenlerin 'Su meshur imzali kitap bu mu?' diye sorduklari,
Yeni heyecanlarin pesinde okursevermekan'lar arayan
Bu sebeple cok guzel insanlar taniyan

Merhaba ben Damla ,
Uzun zamandir yazi yazmamis olmasinin cok hakli sebepleri olan
Kafasinda gezen tilkileri yese doyar mi hesaplayan
Gittigi spor salonlarini terlettikleri icin protesto eden
Bikini mevsiminde hasema'ya sicak bakan :P

Merhaba ben Damla ,
Canim Sebnemin tabiri ile Plaklarin Kralicesi
Yakinda evi antika dukkanina cevirecek kivamli deli ,
Cocugunu anneanneye tek yon bilet ile paket etmis vicdansiz ana
Kiminizin gicik ola ola okudugu
Bazilarinin ses vermeden soluksuz takip ettigi - ozguvene bak!-

Merhaba ben Damla ,
Ozlediyseniz tabii :)
Bak bak sirinlige bak!

Hayir kaz ayaklarina degil sirinlige bakacaksin!

09 Haziran 2015

Mutluluk Yakın-dı

Her şey okulun kapanmasına çok yaklaştığımız için aşırı mutlu olmam ile başladı.
Bir gün mutlu mesut oturuyorum , telefonum çaldı.
"E bu çocuklar bu sene mezun oluyorlar , mezuniyet partisi yapmayacak mıyız?" diye sordu biri.
Kendi de şu an çok pişman!
Ama en çok
Olur mu canım öyle şey , hemen bir şeyler düşünüp organize edelim 
dediğim için ben pişmanım.

Sınıf mevcudu 15. Bunun 1 tanesi zaten okula gelmeyeceğini bildirdiğinden kaldı 14 kişi.

14 kişiden 1 tanesi kendi imkanları ile gerekirse Kenan Doğulu ile private parti organize edebileceğini ama hiçbirimizi kendisine pek yakıştıramadığını uygun bir üslupta dile getirdi.

Kaldı 13.

Sadece 13 öğrenci. 26 Ebeveyn.

Koca koca adamlar devleti yönetemiyorlar diye kızıyoruz ya hani , ben şu geçtiğimiz 2 hafta boyunca

Veliler arası paralel devletler mi kurmadım
Mit tırları halt etmiş , gizli gizli organizasyonlar mı yapmadım
Cumhurbaşkanının açılışları kadar sık veli görüşmeleri mi yapmadım

Ama yok , şu 26 yetişkin+13 veledi bir masaya oturtup çayır çimende yakar top bile oynatamadım.
Mutluluk yakındı ama ulaşamadık!


Son sözüm ;

Okul bitsin 
Yaz gelsin
Tanrı sınıf annelerini korusun! 



05 Haziran 2015

Zafere Giden Her Yol Mübahtır

Vallahi atalarımız öyle söylemiş :)

Şimdi efenim size hem bir duyuru yapacağım hem de siyasi partilerden önce oylarınızı isteyeceğim.

Dünyada bir çok ülkede şubesi olan Legoland bu yaz İstanbul'da da Legoland Discovery Center  açacak.

Bu haberdi.

Sonra Legoland dedi ki ; Çocuklarınız Lego'yu neden seviyor, en çok ne yapmayı seviyorlar anlatsın. Siz de videoyu Facebook sayfamıza koyun ve en çok beğeniyi alan 12 video sahibini Legoland Marka Elçisi olarak seçelim.

Biz de katıldık tabi! Can heyecan içinde sonuçları bekliyor.

Demem o ki şu linkteki  benim Damla Fulya Şahin olarak paylaştığım"Can ve Lego Filmi" isimli videoyu  bi beğenseniz , beğendirseniz de bir çocuk mutlu etseniz!

Linki bir de açık paylaşayım;
https://www.facebook.com/LEGOLANDDiscoveryCenterIstanbul/photos/a.1606155182932795.1073741828.1575954762619504/1635183270029986/?type=1&comment_id=1639573689590944&notif_t=like

Neyse efenim , zafere giden her yol mübahdır demiştim değil mi?

04 Haziran 2015

Okursevermekan

Ortalama 4 yıldır blog yazıyorum ve bu blogum sayesinde süper insanlar tanıdım.
Çok sevimsizleri de tanıdım ama konumuz onlar değil. 
Konumuz; yoluma çıkan en kitapsever , en olduğu gibi , en harbi , en sevimli ve en fistiklitombi.

Şimdi efenim biz bu canım fistiklitombi /Zahide  ile bir yola girdik. 

Dedik ki ;
"Aaaa yeter , kitap okumak için neden evde oturmak zorunda olalım ki?" 

Kalk dedik birbirimize , kahvemizi içebileceğimiz , sohbet edebileceğimiz ama en önemlisi susup huzur içinde kitap okuyabileceğimiz mekanlar bulalım. 

Durduğumuz hataydı. 

Ve OKURSEVERMEKAN böyle doğdu. 


Başta kendimize ve en önemlisi sizlere  okursevermekanlar bulmak üzere çıktığımız bu yolda bence dünyalara değişilmeyecek de bir Merhaba hediyesi hazırladık. 

Detaylar için websitemizi ziyaret edip bizi İnstagram ve diğer sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeniz için size tabir-i caizse yalvarıyorum :D 

Takip etmezseniz Livaneli imzalı sürprizleri kaçırabilirsiniz ;)



25 Mayıs 2015

Hafta Sonu Dedigin

Bazı hafta sonlarının kötü geçme olasılığı yoktur. 

Misal arkadaşlarınızla çimlere yayıldıysanız;



Yine  misal bir minderde 8,5 saat oturup , sohbetin tadına doymadıysanız ;



En büyük misal ki bu çok önemli  en sevdiğiniz yazar , en sevdiğiniz fikir adamı , en sevdiğiniz sanatçı imza günü yapmışsa;



O hafta sonu kötü geçmez.

Ve zafer ;

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim ,  Kanyon D&R'da saat 15:00 de başlayacak  imza gününe 14:40 da gelmiş bir güzel insandan bahsediyoruz. Naif, nazik , duygulu insan. Gel de hayran olma!


Livaneli severlere çok yakında çok daha büyük bir sürpriz ile döneceğim , bekleyin ;)


Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe