30 Ocak 2014

Tavşan Deliği

Oyundan öyle etkilendim ki bak sabah ilk iş bu yazıyı yazıyorum.
Gerçi oyundan mı yoksa daha önce denemediğim tarzda bir izleme ortamı yaratılmasından mı daha çok etkilendiğime henüz tam karar verebilmiş değilim ya neyse...


Tavşan Deliği'ni anlatmaya başlamadan önce oyunculardan birinden özür dilemek istiyorum.

Sevgili Melike Güner ; ben seni çok hafife almışım bu güne kadar. O nasıl bir oyunculukdu, nefessiz takip ettim her mimiğini her kelimeni. İnsanlar sırf seni izlemek için bile gelmeliler bence oyuna.

Oyunda kötü oyuncu yoktu. Sıkıldığınız bir karakter, sizi oyundan koparacak yapmacıklıklar yoktu.

Oyun başladığında Beyoğlu'nun birbirine yakın binaları ve yüksek sesli müzikleri yüzünden aklımız oyundayken kulağımda dışarıdan gelen müzikler vardı.
Salon zaten birazdan da anlatacağım ama  oyuncular nefes alsa duyacağınız kadar minik olduğundan konsantre olabilecek miyiz kaygısı yaşadım başlarda. Ama sonralarında oyunun içine öyle aldılar ki beni ne ses duydum ne müzik ...

Kısaca oyundan bahsetmem gerekirse ; Büyük bir kayıp yaşamış genç çift ve onların hem birbirlerine hem hayata tekrar dönebilme çabalarını izleyeceksiniz. Becca'nın " Şu anda bir yerlerde çok güzel vakit geçiriyorum" diyerek sizi paralel evrenler hakkında sıkı bir sorgulamaya davet etmesine hayır diyemeyecek , hayatlarına tanık olurken kimi zaman Becca ya  kimi zaman da Howie ye hak vereceksiniz. Ben olsam nasıl davranırdım acaba diye hem korkacak hem de fikir yürüteceksiniz. Arada gülümseseniz de gözlerinizin yaşarmasına da engel olamayacaksınız.


Ve Asmalı Sahne.
Beyoğlu'nda bir apartmana girdik , bir evin içinde beklemeye başladık.Oyun başlamasına yakın bizi oyunu seyredeceğimiz aynı katta farklı daireye yönlendirdiler. Girdiğimiz daire Becca ve Howie nin eviydi.
Şöyle hayal edin ki aslında siz hayaletsiniz, onların sizden haberleri yok ve yaşamaya devam ediyorlar. Siz ise onlardan en fazla 30 cm ileride oturmuş onları izliyorsunuz. Hani oturduğun sandalyede bacak bacak üstüne atsan Becca her an ayağına takılıp yere düşebilir o derece.
İzlediğim oyunların bir çoğunda dekora hayran hayran bakan benim için dekorun tam içinde olmak paha biçilemezdi.
Salon kapasitesi de sanırım max. 25-30 kişi olduğundan butik bir sahne desem yalan olmaz. Çok zevkli , keyifli bir deneyimdi. Asmalı Sahne sıkı takip edeceğim bir tiyatro sahnesi olacağa benziyor.

Bir de Kurabiye Ev de gözüm var ama nasip bakalım...

İmza : Sömestrde yavrusunu anneanneye yollamış kendini kültürel etkinliklerle boğmaya çalışan blogger :)

*Fotoğraflar Tiyatro Yan Etki Facebook sayfasından alıntıdır.

3 yorum:

  1. ama, ama, ama...
    Ben seni hiç kıskanmıyorum ki... Offf tamam ben çok kıskandım seni...
    Şehrimde sinema salonları bile kapanırken düşün tiyatro konusunu :/

    YanıtlaSil
  2. Bakma ben de çok gidemiyorum. Şimdi ortalığı boş buldum Can'ı sattım falan kültüre boğdum kendimi :)
    Hayat bu belli olmaz belki beraber izleriz güzel bir oyunu bir gün :)

    YanıtlaSil
  3. blogun çok güzel artık takipçinim
    bloguma beklerim
    http://hayatimakyajla.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Bi yorumunuz varsa alırım.



Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe