01 Kasım 2016

Kardes -Yarasa- Sart !

Soylemek icin tatilden donmesini bekledik.
Sonucta kucuk yasindan beri heves ettigi, istedigi ama bizim 'la oglum belani mi ariyorsun' minvalinde korkutmalarimizla gecistirdigimiz bir durumdu.

Dondu tatilden.
Aldik karsimiza, kamera kayitta...

- Can, hayatta en cok istedigin sey ne oglum?
+Playstationn!!!
- Başka ?
+ Bilgisayar!

Dedim ki olaya cok yanlis yerden bakmisiz. Bi playstation alsaydik omrumuzde rahattik demek ki. Ama pes etmedim.

- Yok oglum bu canli birsey
+ Köpekkkk, oley be kopek mi aliyoruz.

Sabrimin sinirlari...

- Hayir oglum, baska istedigin canli bisi?
+ Yarasaaaaa
- Yavrum evladim! Yarasa ne? Surda agiz tadiyla mujde vericez evi hayvanat bahcesine cevirdin.
+ Bebek mi?
- Bunca hayal gucune dayanarak yarasa olarak dogmazsa evet :))

Annem hep derdi, ' Kizim cocugu kardes kotudur, kardes berabat bisi, hayatin kararacak bla bla ' diye buyutuyorsun , etme! Cocuk umududunu nasil tukettiyse yarasalara kadar dusmus meger.

Neyseki sevinc nidalari ile karsiladi, simdilerde en cok o gun sayiyor.
Ama demem o ki; ay ben hayatta dogurmam demeyin sonra her duyan bir sok geciriyor , insanlara da yazik.

Size hamilelik gunlugu, karnimin gunlugu, en iyi hamile benim, muhtesem bir anneyim yazilari yazip sizi darlayayim mi? Sevin beni yoksa her gun  'Hamileligimin 189. gunu, 190. gunu baslikli icerigi zerre degismeyen, kimseye bir hayri olmayan yazilar yazarim.

Tehdide gel :)

19 Ekim 2016

Deniz Kizi Olmak Cok Onemlidir ~ Gozde Baytan \\ Kitap Yorumu

Super bir kitap okudum. Kapagini kapatir kapatmaz buraya kostum.
Beni bilirsiniz, bir kitabi cok begenirsem anlatmalara doyamam, her okusun diye surekli gozunuze sokarim, okumayani ayrica durtuklerim. Deniz Kizi Olmak Cok Onemlidir de bu kategoriye bodoslama daldi.
Bu yuzdendir ki beni yormayin da kitabi alip okuyun, uzmeyelim birbirimizi.


Kitabimizin kahramani 6 yasinda tatli mi tatli bir kiz olan Sahra. Sahra kitabin basinda
Simdi her seyi unut.
Seni yeniden 6 yasina davet ediyorum...
diyor. Ve elinizden tuttugu gibi cocuklugunuza donduruyor. Bu yer yer ve hatta siklikla aci bir yuzlesme, tatli bir tokat, buyuk bir farkindalik sagliyor.

Oyle ki Sahra anlattikca ben kendi anneligimi sorguladim durdum. Yuzumu su serpme, sahiden ne yapiyoruz biz yahu? cigliklari atmak istedim.

Kitap ozetle 6 yasindaki Sahra'nin buyume sancilari ve anne babasi ile iliskilerini anlatsa da hayat hakkinda, doga hakkinda, kisiliklerimiz ve insanlik iliskilerimiz hatta olum hakkinda ummadiginiz seyler soyluyor.
Ben de cok fazla detay vermeden birkac alinti ile sizi basbasa birakiyorum.

*Ne komikti su ailesi... Kitaplari da insanlarin yazdigini unuturlar, dunyanin gerceklerini ogrenmek icin etraflarina bakmaz, kitaplara gomulurlerdi. 

*Sorumlu olmak, ailesinin isteklerini yerine getirmek ve onlarin hislerine kendi hislerinden daha fazla onem vermekten baska bir sey degildi.

*Baskalarinin hayalleri uzerimizde ne de komik duruyordu, bunu kesfettiginden beri kendisine ait olmayan hicbir hayale elini bile surmedi, sahibine herp iade etti. 

*Susan, sabreden,affeden dunya bazen dolar tasar ve derinlerde sikisan kirginliklar buyuk bir gucle kendilerini yuzeye firlatirlardi. Bu kocaman enerji patlamalarina insanlar dogal afet derler ve kirdiklari kalbi onarmak yerine kirilan, dokulen velerini onarirlardi. Icinde yasadiklari asil evi gormez, bir turlu duymazlardi. Dunyayi duyabilen insanlar cadiymis. Efsunluymus. Medyummus. Buyucuymus. Oyle soylerlerdi.  Her insanin esit yaratildigi gercegini gormez, esitlik ister,  esitlik gordukleri ilk firsatta da bu esitligin getirdigi siradanlik fikriyle bas edemezlerdi. Yok yok kimse esit olmasindi. En iyisi baskalari esit olsun, ayni olsun ama kendileri cok farkli olsundu. Hatta oyle farkli olsundu ki tum dunya karsilarinda titresindi. 

Sen hala burda misin okuyucu, haydi git al kitabi ;)


 

08 Ekim 2016

Günışığı Kitaplığı Zeynep Cemali Edebiyat Günü 2016

Haftalar oncesinden heyecan ile bekledigim, acaba beni kabul ederler mi diyerek kayit formumun onayini karin agrisiyla bekledigim Günışığı Kitaplığı Zeynep Cemali Edebiyat Günü geldi çattı.


Sabah buyuk bir heyecan ile gitigim etkinlikten bir okur ve yayincilik dunyasinin ic yuzunden bir haber bir okur olarak husran ile ayrildim. Husranimin nedenlerini ve sevdigim yanlarini da sizlerle paylasmak istedim.


Beklentilerim

Ilk once neden husrana ugradigimi beklentilerimle anlatmak isterim.
Ben sadece bir okurum. Edebiyata gonul vermis, verimli okumalar yapmaya calisan ve ogluna okumayi asilamaya calismis - kimine gore basarili olmus- da bir anneyim. Soz konusu Can'in da benim de hayran oldugumuz Gunisigi Kitapligi olunca edebiyat dunyasina doyacagim, ic yuzundeki, kapali kapilar ardindaki konular hakkinda yani yayincilik dunyasi hakkinda hic bilmedigim seyler ogrenecegimi dusunerek etkinlige katildim.
Panel konusu " Neden Yayimla(ya)miyoruz?", panel konusmacilarinin birinin Yapi Kredi Yayinlari Satis ve Pazarlama Muduru digeri de Sel Yayinlari  Genel Yayin Yonetmeni olunca bu beklentimin de pek bos olmadigini dusundum.

Hüsranlar

* Neden Yayimla(ya)miyoruz? sorusunun cevabini iki konusmaci da kisaca "Çünkü satamiyoruz" a getirdi. YKY nin sunum diye onumuze sundugu ulkemizde  yayinlanan kitaplarin yayin basliklari bildiginiz Kitapyurdu.com adresinden alinmis ekran goruntuleriydi ki bunu ben de ayni verileri o siteye girerek ogrenebilirim. 
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.
*YKY 'nin Satis ve Pazarlama Mudurunun gururla ' Biz Sabahattin Ali Kulliyatini basip satislari arttirmak icin 3 ayri sergi ve tanitimlar yaptik, satislarindan da cok memnunuz' demesi kanimi dondurdu. Bunda sanirim yalniz degilim ki salondan bir dinleyici " Siz edebiyat degil moda satiyorsunuz" cikisini yapti.
Bundan rahatsiz olanlarin arasinda Mario Levi'nin de oldugunu kendisinin kapanis konusmasinda hanimefendiye donerek ' Kurk Mantolu Madonna Ali'nin en kotu eseridir. Sabahattin Ali hayatta olsaydi kitabinin bu kadar cok satilmasindan mutlu olmazdı" diyerek  son noktayi koydu ki ayakta alkislamak istedim. 

*Yine YKY nin temsilcilsi olan kisinin reklam ve sosyal medya konusunda uzman bir konusmaciya yonelttigi bir soruda, daha once bir reklam ajansiyla calistiklarini ama verim alamadiklarini, reklam ajansinin gerektigi gibi faydali icerik uretemediginden dert yanmasiyla bendeki sok bir kat daha artti. Konusmaci Yigit Kalafatoglu da sasirmis olacak ki ' Edebiyatcinin reklam ajansindan icerik beklemesinin'  sacmaligini nazik bir dille aciklamaya calisti. 

*"Edebiyat Eleştirisinin Hali Purmeali"konulu soylesi de Notos dergisinin Genel Yayin yonetmeni Semih Gumus ve Elestirmen -Yazar Irmak Zileli elestirinin en verimli mecralari ve elestirinin kime yarayacagi konusunda bir soylesi yaptilar. Ve konustuklarindan anladigim kimsenin okuru umursadigi yok arkadaslar 
Elestiri dergide yapilir dediler. Yeteri kadar dergi yok dediler. Elestirmenlerin cogu akademisyen yazarlar da okurlar da pek faydalanamiyor dediler. Elestirmek yazara yarayan bir seydir , profesyonel kisilerce yapilmali dediler.
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.
Kimse de cikip dergi yoksa sosyal mecralar var demedi. Gercek okur profesyonel elestirmenlerden cok kendi gibi okurlarin elestirilerini dikkate aliyor demedi.

Bir okur olarak bulundugum o salonda edebiyat dunyasinin icindeki insanlarin kendi aralarinda didismekten , daha fazla kar amaci gutmekten ya da rekabet etmekten kafalarini kaldirip edebiyati tuketecek olanlara vakit ayirmadigini ve hatta gormezden geldigini, asil gerceklerden gayet uzakta olduklarini cok uzulerek farkettim.

Iyi seyler de oldu

*Mine Soysal'in bariscil, umut dolu, herkesi kucaklayan acilis konusmasi cok guzeldi. Hapisteki meslektaslarini da anmayi unutmadi. 

*Sema Kaygusuz'un kendi yazma seruveni, gercek hayattan kacislari ve kendi tabiriyle ' yazinin mutlak mekan oldugu evrensel bir kutuphaneye kapanma fantazisi'ni , hayatindaki olumsuzluklari yine kendi tabiri ile ' kotulugu yazinin icine hapsetme' cabasini anlattigi konusmasi unutulmazlar arasina girdi.
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.

*Ve Mario Levi. Bugunun aklimda kalan, ruhuma dokunan, kalbimi derinden fetheden konusmasini kendisi yapti.
Yazmaya baslama seruveni ve cocuklugu ile baslayip "edebiyatin en buyuk mudafa alani " oldugunu kesfetme hikayesini dinledik.
Beni derinden etkileyen ' Edebiyat, hayir demektir. Hayir demenin bedelini goze almaktir. ' sozu oldu. Bir yazarin dusmemesi gereken en onemli tuzagin kibir ve samimiyetsizlik oldugundan bahsederken kendi alcakgonullulugunu de ortaya koydu.
Edebiyatin siradanlastigi, cazibesinin yittiginin farkinda olmasi beni derinden etkiledi.
Zaten cok sevdigim bir yazar olmasi yaninda farkindaliginin boylesi yuksek olmasi kendisine saygimi bir kat daha arttirdi.
Bugunun "iyi ki" si kesinlikle Mario Levi'ydi. 
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.

Etkinligin bana gore hem iyi hem de kotu yanlarini yaziya dokme ihtiyaci duydum. Umarim severek okumussunuzdur.  Gunisigi Kitapliginin kendi websitesinde etkinlikle ilgili yayinladigi yaziyi buraya tiklayarak okuyabilirsiniz.

Seneye 7. duzenlenecek bu etkinlige Gunisigi Kitapligi bu yazimi okuyup bana cok kizmazsa yine katilmak icin can atacagima eminim.  Kim bilir, mutsuz ve yapamadiklarindan hayiflanan degil de nasil yaparizi tartisabilecek on gorude daha cok konusmaci dinleyebilecegimiz bir etkinlik olur. 

Sahi, vedalasmadan sormak isterim sizin icin  " Edebiyat ne renktir?
Benim icin  Pespembe :)



07 Eylül 2016

Yaşama Açılan Bir Penceredir Kitap

Blog yazmaya ne zaman basladim, ne kadar zaman oldu artik unuttum.
Bazen tembellik yapiyorum, bazi zamanlar onu da, bunu da, ay sunu da yazayim diyerek suyunu ckartiyorum falan ama en cok severek yaptigim sey blog yazmak oluyor. 

Cunku blogum sayesinde ummadigim kadar cok guzel insan tanidim ve hala da tanimaya devam ediyorum. 
Gectigimiz hafta sonu blogum sayesinde yillar oncesinden tanidigim Yasemin'in davetiyle Safagin Dunyasi ve Elmas Piriltilari blogunun sahipleri ile birlikte organize ettikleri "Yaşama Açılan Bir Penceredir Kitap" etkinligine katildim.

Tanidigim yuzler haricinde hic tanimadigim kisilerle de tanistim. Ortak nokta kitap olunca tahmin edersiniz ki birbirimize isinmamiz da isik hizinda oldu.

Ama en cok da Nuran ile kaynatmisiz sanki :)

Sevgili organizatorlerimiz, Konak Otel'in ev sahipliginde sahane bir toplanti duzeni hazirlamislar bizim icin. Her sey cok guzeldi gercekten.

Benim icin gunun en buyuk surprizi Sola Yayinlari'nin da bize katilmasi oldu. Isimlerini ilk kez duymama ragmen Genel Yayin Yonetmenleri Umut Kisa'nin konusmalari ve edebiyat dunyasina bakisi sayesinde sıkı takipcileri olacagima kendilerine de soz verdim, buradan da belirtmekte bir sakinca gormuyorum.
Simdiden Sola Yayinlarindan Ahuna, Intiharsizlik,Gunah Kadina Yarasir kitaplarini bir kenara yazdim, yakin zamanda satin alip okuyacagim.
Sola Yayinlari yazarlarindan Achilles Valentin de bize katildi ve Uyumsuz Bir Zihnin Not Defteri kitabini bizim icin imzaladi.

Kitapseverlerin vazgecilmezi 'kahve' konusunu da atlamamislar ki Kuyulu Kahve de etkinligimize sponsor olmus. Henuz deneyememis olsam da her tadan farki fark edecegimi soyluyor.


Lafi cok uzatmak istemiyorum. Bana hediye edilen tum kitaplari tek tek Youtube'daki videomda anlattim. Asagidaki videodan izleyebilirsiniz.


Beni bu etkinlige davet ettikleri icin Yasemin, Safak ve Elmas'a cok cok tesekkur ediyorum.


Katilimcilarin bloglarini da ekleyeyim ki onlari da inceleyebilin.


Umarim kitap etkinliklerinin devami ve alternatifleri cogalir da biz de boyle eve kucak dolusu kitapla doneriz. Imza ; Bencil bloggeriniz :))

13 Ağustos 2016

Bir Kavusma Hikayesi ve Bol Kitapli Sohbet :)

Aslina bakarsaniz cok uzun zamandir blogunu severek okuyorum , bircogunuzun blogunu bayilarak takip ettigim gibi. Ama Youtube da kitap yorumlamaya basladigindan beri daha bir icim isindi. Her videosunu sanki sohbet edermissine kahvemi alip izlemeye basliyorum.

Youtube'un Blogger'dan farki ve en iyi yani bu. Burada yazdiklarimiz ve resimlerimiz kadariz ama orada sesimiz, mimiklerimiz, gozlerimizdeki duygular ile kendimizi ifade edebiliyoruz. Bu da sevdiginiz birini sanki gercekten taniyormus gibi hissetmenizi sagliyor.

Lafi cok uzattim!
Beni Instagram ya da Snapchatten takip edenleriniz varsa konuyu nereye baglayacagimi coktannn anladi zaten.

Evet, Ayşım'dan bahsedecegim.
Hani su yillarin MoonlightCat13 blogunun guzel sahibinden.
Youtube videolarinda surekli Nejat Isler'in Gumusluk'teki "Tezgah' adli -bir nevi- sahafindan yaptigi alisverislerinden bahsetmesi uzerine hazir ben de Bodrum'dayken beni de Tezgah'a goturur mu , bir kahve icmek ister mi diye sordum.
Aslinda 'Tezgah'' i bahane ettim :))  Amac Ayşım'a sarılabılmek!

Cok sosyal biri sayilmam. Burada, Instagram'da, Youtube'da car car ottugume bakmayin arkadas sayim iki elimin parmagini gecmez. Bazi insanlari ise uzaktan severim. Cok severim. Garip bir his bu, tanimadigin birine sarilma istegi, yan yana geldiginde mutlu olacagini bilme ic gudusu.

Aysim ile de oyle bir bag kurdum daha tanimadan ve yanilmadim da.

Sag olsun beni kirmadi. Gumusluk'te bulusmak uzere sozlestik. Maalesef Tezgah o gunluk kapaliydi ama biz cok guzel sohbet ettik. Esi ile birlikte bizi oyle guzel agirladilar ki buradan da tesekkur edeyim yeri gelmisken.
Hatta sahsim adina soyleyebilirim ki disimin kavuguna bile yetmedi bu gorusme. Bundan sonra da her Bodrum ziyaretimde kendisine rahat vermeyecegimin garantisini simdiden verebilirim.


Bu arada beyler de bizimleydi. Sizinkiler de kitap sohbeti baslayinca homurdaniyorlar mi? Neyse ki iyi anlastilar :))

Tezgah kapali olunca biraz moraller bozuldu tabii. Iki kitap kurduyuz, bir araya gelmisiz, kitapci gezmeden olmaz dedik ve Aysim'in onerisi ile Turgutreis'de bir kitapciya gittik.

Burasi eskiden daha buyuk bir yermis ama -sanirim- belediye artik bu minik kulubeyi uygun gormus.
Adini 'Diren Kitapci' koymuslar. Bildigin Ispark kulubeleri kadar bir yer.
Ama ici kitap dolu , cennet gibi!

Bir kitap dostu ile kitapcida gezmenin tadi ayri. Birbirimizin kitaplarini kiskandik, onerilerde bulunduk, yazarlari cekistirdik derken bizi resmen kaziyarak cikarttilar buradan.

Ama haksiz miyiz?


Turgutreis'e yolunuz duserse kesinlikle ugramadan gecmeyin. Sahibi de cok sevimli biriydi.
Ben 3 kitap ile ciktim. Aysim da aldiklarini burada yazmis.


Yani demem o ki; iyi ki bulusalim mi demisim, iyi ki bloglar var, iyi ki guzel insanlarla dolu etrafimiz...

Aysım'in blogu 
Aysim'in Youtube hesabi 

12 Ağustos 2016

24 Saatlik Seruven

Dun gece yine bu saatlerde zayiflamaya karar verdim.
Yarin dedim o uye oldugum salona dedim donusum dedim muhtesem olacak dedim.

Bugun spor cantami hazirladim. Her zaman unuttugum taragimi, hicbir zaman surmedigim vucut kremimi bile yanima aldim salona kostum, - mecaz yapmiyorum spor salonuna-

Turnikeler var boyle sifre giriyorsun sonra parmak izi hepsi eslesirse sana zayif bir hayatin kapisi aciliyor falan.
Sifre calismadi.
Dedim kardes benim sifre neden acaba calismiyor.
Isim sordu, bakti, bir yerleri aradi.
Dedi
Uyeliginiz iptal edilmis
Tovbe yarabbim! Neden dedim, spor yapma seklimi mi begenmediniz?
Kredi kartim 2 aydir hata veriyormus, para cekememisler. Aramaya tenezzul etmediklerinden kart degisikligini de ogrenememisler ve iptal etmisler.
Onceki donemlerde odedigim 175 tl yi de 225 tl yapmislar.
Sanirim bana ceza vermek istediler.
Calismalarinda basarilar diliyerek ayrildim..

Ama geceden kararliyim malum.
Dedim su benim can arkadasimin ozel bir kocu vardi kizi iki ayda ikiye boldu yarisini cope atti. Ben o paraya Emre Hoca ile ozel calisirim.
Azme gel!
Eve dondum, is guc derken az once Instagrama gireyim dedim ki bir de ne goreyim, bizim Emre hoca bu aksam evlenmemis mi?
Damatlikli fotograflarini instagrama atmamis mi!

Simde ben adama " Sey hocam sizi de tam dugun dernek, balayi derken rahatsiz ediyorum ama benim verilecek 8-10 kilo vardi hani. Suna bi el atsak ya" diyemeyecegime gore an itibariyle bu yaziyi yazarken kazanla kahve yaninda Nestle'nin bir baton cikolatasini mideye indirmekle mesgulum.

Nestle'nin Ozel Seri 1927 Ekstra Sutlu diye bi cikolatasi var, yediniz mi hic? Offf efsane :S

24 saatin sonuna geldigimize gore Nestle bu reklam karsiliginda  3yillik spor salonu uyeligi vermedigi surece zayiflamaktan -yine- vazgectigimi belirtmek isterim.

Saygilarimla,
Damla CERRAH

Ay Yagmurlari \ Kadir Aydemir

Oyku okuyamayan bir insanim.
Her okudugumda bir seyler eksik kaliyor hissine kapiliyorum. Sanki yazar daha cok sey anlatmaya calisiyor ama zamani ya da murekkebi yetmemis gibi.
Biliyorum cok sacma.
Ben de kaleminden emin oldugum yazarlar ile bu beceriksizligimin uzerine gidiyorum.

Kadir Aydemir' de bu yazarlardan biri. Yuz yuze de tanismis olmanin verdigi ictenlikle az da olsa hayati ve kisiligi ile ilgili bilgi sahibi oldugum birinin oykulerini cok daha rahat okuyabildigimi anladim.

Instagram'da da paylastigim gibi
'Ama bir şeyden eminim ki Kadir Aydemir öykü okumayı bana sevdiren çooook nadir yazarlardan.'  


Kadir Aydemir ile Tuyap Kitap Fuarinda ilk tanistigimizda Sonsuz Unutus kitabinin kendisi icin cok degerli ve yarali oldugundan bahsetmis, ilk defa bir oyku kitabini hem severek hem etkilenerek okumama sebep olmustu.

Gectigimiz aylarda duzenlenen Haydarpasa Kitap Gunlerinde Yitik Ulke standina kosarak aldigim Ay Yagmurlari' da beni sasirtmadi.


Yazarin satirlarini okurken tuhaf bir huzun doluyor icinize, ne yazarsa yazsin. Onun bu satirlari yazarken burundugu depresiflik size bulasiyor ve hatta bogaziniza yapisiyor, rahatsiz ediyor. Ben de bunu seviyorum.

Kitap uc ana bolumden olusuyor; Anisiz, Ruzgarin Goturdukleri ve Kisa Olumler.
Kisa Olumler mini siirlerden olusan bir bolum.
Anisiz kismindaki oykuler beni daha cok etkiledi. Cok satirin altini cizdim. Cok satiri okurken baska seyler aklima geldi kitaba notlar yazdim.

Hayatimda okurken bunca hirpaladigim bir kitap olmadi. Iyi mi kotu mu buna da siz karar verin.
Ve daha once Kadir Aydemir okumadiysaniz kendinize bir sans verin, o siirsi halin icine kendinizi bir an evvel birakin...

Bu arada uzun zamandir gordugum en guzel kapak tasarimi bu olabilir! 






Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe