12 Ocak 2017

Agladim

Iki gunluk haftasonu tatiline uc gunluk kar esareti tatili eklenmisti oysa.
Hersey icin yeterince vakit vardi.
Turkce sinav notlari yerlerdeydi ve Carsamba son sinavi vardi.
Cok onemli dipnot: Uyuz oluyorum sinavlarini takip etmeye! Kendimi sorumluymus gibi hissetmeye.

Cumartesi 'calis' dedim.
Pazar 'calis' dedim.
Pazartesi baktim olmadi ' otur calisacagiz!' dedim, calistik.
Sali, Carsamba bu rutinde gitti.

Bugun sinav oldu, eve dondu.
Onun eve girmesiyle telefonumun calmasi bir oldu.
Ekranda Turkce ogretmeninin ismini gorunce 'Eyvah!' demedim degil.

Sinavi berbat gecmisti. Ogretmeninin verdigi sinav calisma kagidinda yazan orneklerin bircogu sinavda sorulmus, onlari bile dogru cevaplayamamisti. Sinav kagidinin bir bolumunu bos birakmis, kompozisyon olarak da 4 satirlik bir METIN yazip vermisti.

Ogretmeni ' ben bu notu vermeye utaniyorum, uzuluyorum' dedi. Pazartesi sinavi tekrar edelim ama ne olur sizin de haberiniz olsun dedi.

Tesekkur ederek kapattim. Ne denir ki baska?

Ufak bir ozet gectim kendisine de. UFAK'tan biraz uzaklasmis da olabilirim tabii.

Sonra agladim. Cok agladim.

Acaba nerede yanlis yapiyorum diye agladim.

Gittim yanina biraz daha soylendim.

Sonra yine agladim. Bu sefer sinirimi atamadigimdan agladim.

Tam sakinlestim derken hayatta yapmak istemedigim tek seyin okul-ders basarisi ya da basarisizliginin hayatinda baski olusturmasi oldugunu hatirladim. Tek amacinin muhtesem notlar almak olmamasini 'MUTLU' bir birey olmaya calismasini  diledigimi hatirladim.
Ve boyle bir konuda uzerinde baski olusturmak zorunda kaldigim bu duzene lanet ederek daha cok agladim.

Kapanisi ' Bir  de bunun dogmamisi var. O da buyuyecek, ben nasil beceriksiz bir anneyim ?' ile yaparak daha cok agladim.

Gezegenler mi kaymisti bugun, neydi?

19 Aralık 2016

Gebelik Piyasasi

Buraya bombayi birakip gitmisim.
Hicbiriniz de demiyorsunuz ki ' E Damla hani gun gun rapor verecektin :) "
Gunler cok hizli geciyor azizim.
Hamilelikten hatirladigim tek konu karnimin sisecek olmasiydi o da inanilmaz bir hizla gerceklesiyor.
Bunun haricinde 12 yil once yasamisligimin mi yoksa 12 yil once 18 yasinda olmamin verdigi akli bir karis havadaligin mi etkisinden bilinmez hatirladigim zerre bir sey yok.
Zaten hatirlasam da arada ciddi bir zaman farki var ve tip almis basini gitmis.
Misal

3 Boyutlu Ultrason;
Her doktor ziyaretimde doktorumun benden merakli ve hevesli olmasindan mutevellit elime tutusturdugu ve bence cok urkutucu gozuken fotograf sekli. Bir de bu goruntuden heykelcik yaptiran anneler var simdilerde ki kendileri hakkinda yorum yapmaktan kaciniyorum.  Durumun bokunu cikartmak bunu gerektiriyorsa demek...

Zirt Testi, Pirt Testi, Zort Testi; 
Tip dunyasinin para kazanmasina katkida bulunmasi icin zoraki olarak uydurulmus bazi testler var. Tabii bu tamamen benim fikrim. Ilk hamileligimde ikili testi yaptik bitti. Simdi her gittigimde 'oldukca hayati degerler ortaya koyan' binbir turlu test yapiliyor. Testi yaptirmak sorun degil de sonucu beklemek cilesi var. Durduk yere stres.
Ozel saglik sigortasi yaptirin arkadaslar! Kamu spotu :))

Vitaminler, Vitaminler, Vitaminler; 
Tip dunyasi derken ilac sektorunu de pas gecmiyoruz tabi. Hergun aldigimiz bir avuc ilacin merak edip gunluk maliyetini hesapladim. 18.5 tl.
Her Allahin gunu avuc avuc ilac kullanip guya kendimi ve bebegi besliyor bunun yaninda ilac sektorunu de zengin ediyorum.
E hani biz bu cocuklar dogunca aman ilac kullanmasin, aman organik buyusun diye ugrasmayacakmiyiz? Simdiden organik morganik bisi kalmadi benim vucudumda ben soyleyeyim.

Bunun bir de catlak kremi versiyonu var ki asgari ucretin 4 de 1 ini kreme verip eve gelen Memo'nun maceralari ayri bir yazi konusu :)

Bir de bu durumlarin disinda yeni toplumsal baskilar turemis. Zaten farkindaydim da basa gelince insan urkuyor.
Misal

Baby Shower; 
Temeli Amerikan kulturunde buyuk bir naiflige dayanan, hali hazirda cocugunu buyuten annelerin yeni hamile arkadaslarina kullanilabilir ikinci el esyalarini vermelerini bu sebeple de ekonomik, temiz bir donguyu hedef alan bir sistemden bahsederken biz aldik bunuuuu gelinlik giyen hamile kadinlarin basrolde oldugu, en pahali hediyeyi hangi kankitom getirecek acabaaa olayina donusturduk.
Tam bir facia! Yakinlarimda anne olan tum arkadaslarima baby shower olayinin bana nasil ters oldugundan bahsettim ve ikinci el esyalarini can-i gonulden kabul edecegimi ilettim.
Bence temiz temiz hallederiz bu isi.

Hastane odasi susleme; 
Bu konuda annem de dahil bircok kisiye karsi direnislerim suruyor. Illaki o tuller, boncuklar, aynalar etrafa sacilacak. Cocugun ismi ibreti alem icin kapiya at nali gibi asilacak. Lohusa serbeti ille de ibrikte yaninda kristal bardak ile hazir edilecek. Lohusa Taci konusuna deginmiyorum, feristahi gelse gececeksiniz siz onu. Sizi de yakinda sonucla ilgili bilgilendiririm :))

Hediyelik Hatira Esyalar; 
Cocugu dogurdum diye ben niye size hediye veriyorum mesela? Sana o kokulu tasi versem ne olur vermesem ne olur? Neden uzerinde benim cocugumun ismi olan bir magnet senin buzdolabinda dursun? Sacma!

Dogum Fotografcilari; 
Aldiklari ucret karsiliginda dudagimin ucukladigi bu guzide insanlar icin yine de gonlumde bir sempati var ama dogum ani icin degil ki bu da bana sacma gelen bir diger konu.
Tek sempatik gelen tarafi bebek ile aile bireylerinin ilk karsilasmalari ve ilk saatlerinde kimsenin aklina fotograf cekmenin gelmiyor olmasi. Ve bu ilk karsilasmalarin bircogunu annenin gormuyor olmasi.
Ama cocugun kanli -canli ilk saniyelerinin fotograflarinin elimde olmasinin atomu parcalamak gibi bir etkisi olmayacagini ve bu goruntulerden ileri de kendisinin de mutlu olmayacagini dusunenlerdenim.
Bir de bunlarin konsept belirleyip maaile hamilelik fotograflarini cekenleri var ki sevgilerimi sunmakla yetinmek istiyorum.

Hamile hormonlarimdan aldigim butun gucle belirtmem gerekir ki yukarida yazdigim tum maddeleri tek tek ' tukurdugunu yalama' kivaminda hic edebilirim. Etmek zorunda birakilabilirim. O zaman hep beraber cok egleniriz :P







01 Kasım 2016

Kardes -Yarasa- Sart !

Soylemek icin tatilden donmesini bekledik.
Sonucta kucuk yasindan beri heves ettigi, istedigi ama bizim 'la oglum belani mi ariyorsun' minvalinde korkutmalarimizla gecistirdigimiz bir durumdu.

Dondu tatilden.
Aldik karsimiza, kamera kayitta...

- Can, hayatta en cok istedigin sey ne oglum?
+Playstationn!!!
- Başka ?
+ Bilgisayar!

Dedim ki olaya cok yanlis yerden bakmisiz. Bi playstation alsaydik omrumuzde rahattik demek ki. Ama pes etmedim.

- Yok oglum bu canli birsey
+ Köpekkkk, oley be kopek mi aliyoruz.

Sabrimin sinirlari...

- Hayir oglum, baska istedigin canli bisi?
+ Yarasaaaaa
- Yavrum evladim! Yarasa ne? Surda agiz tadiyla mujde vericez evi hayvanat bahcesine cevirdin.
+ Bebek mi?
- Bunca hayal gucune dayanarak yarasa olarak dogmazsa evet :))

Annem hep derdi, ' Kizim cocugu kardes kotudur, kardes berabat bisi, hayatin kararacak bla bla ' diye buyutuyorsun , etme! Cocuk umududunu nasil tukettiyse yarasalara kadar dusmus meger.

Neyseki sevinc nidalari ile karsiladi, simdilerde en cok o gun sayiyor.
Ama demem o ki; ay ben hayatta dogurmam demeyin sonra her duyan bir sok geciriyor , insanlara da yazik.

Size hamilelik gunlugu, karnimin gunlugu, en iyi hamile benim, muhtesem bir anneyim yazilari yazip sizi darlayayim mi? Sevin beni yoksa her gun  'Hamileligimin 189. gunu, 190. gunu baslikli icerigi zerre degismeyen, kimseye bir hayri olmayan yazilar yazarim.

Tehdide gel :)

19 Ekim 2016

Deniz Kizi Olmak Cok Onemlidir ~ Gozde Baytan \\ Kitap Yorumu

Super bir kitap okudum. Kapagini kapatir kapatmaz buraya kostum.
Beni bilirsiniz, bir kitabi cok begenirsem anlatmalara doyamam, her okusun diye surekli gozunuze sokarim, okumayani ayrica durtuklerim. Deniz Kizi Olmak Cok Onemlidir de bu kategoriye bodoslama daldi.
Bu yuzdendir ki beni yormayin da kitabi alip okuyun, uzmeyelim birbirimizi.


Kitabimizin kahramani 6 yasinda tatli mi tatli bir kiz olan Sahra. Sahra kitabin basinda
Simdi her seyi unut.
Seni yeniden 6 yasina davet ediyorum...
diyor. Ve elinizden tuttugu gibi cocuklugunuza donduruyor. Bu yer yer ve hatta siklikla aci bir yuzlesme, tatli bir tokat, buyuk bir farkindalik sagliyor.

Oyle ki Sahra anlattikca ben kendi anneligimi sorguladim durdum. Yuzumu su serpme, sahiden ne yapiyoruz biz yahu? cigliklari atmak istedim.

Kitap ozetle 6 yasindaki Sahra'nin buyume sancilari ve anne babasi ile iliskilerini anlatsa da hayat hakkinda, doga hakkinda, kisiliklerimiz ve insanlik iliskilerimiz hatta olum hakkinda ummadiginiz seyler soyluyor.
Ben de cok fazla detay vermeden birkac alinti ile sizi basbasa birakiyorum.

*Ne komikti su ailesi... Kitaplari da insanlarin yazdigini unuturlar, dunyanin gerceklerini ogrenmek icin etraflarina bakmaz, kitaplara gomulurlerdi. 

*Sorumlu olmak, ailesinin isteklerini yerine getirmek ve onlarin hislerine kendi hislerinden daha fazla onem vermekten baska bir sey degildi.

*Baskalarinin hayalleri uzerimizde ne de komik duruyordu, bunu kesfettiginden beri kendisine ait olmayan hicbir hayale elini bile surmedi, sahibine herp iade etti. 

*Susan, sabreden,affeden dunya bazen dolar tasar ve derinlerde sikisan kirginliklar buyuk bir gucle kendilerini yuzeye firlatirlardi. Bu kocaman enerji patlamalarina insanlar dogal afet derler ve kirdiklari kalbi onarmak yerine kirilan, dokulen velerini onarirlardi. Icinde yasadiklari asil evi gormez, bir turlu duymazlardi. Dunyayi duyabilen insanlar cadiymis. Efsunluymus. Medyummus. Buyucuymus. Oyle soylerlerdi.  Her insanin esit yaratildigi gercegini gormez, esitlik ister,  esitlik gordukleri ilk firsatta da bu esitligin getirdigi siradanlik fikriyle bas edemezlerdi. Yok yok kimse esit olmasindi. En iyisi baskalari esit olsun, ayni olsun ama kendileri cok farkli olsundu. Hatta oyle farkli olsundu ki tum dunya karsilarinda titresindi. 

Sen hala burda misin okuyucu, haydi git al kitabi ;)


 

08 Ekim 2016

Günışığı Kitaplığı Zeynep Cemali Edebiyat Günü 2016

Haftalar oncesinden heyecan ile bekledigim, acaba beni kabul ederler mi diyerek kayit formumun onayini karin agrisiyla bekledigim Günışığı Kitaplığı Zeynep Cemali Edebiyat Günü geldi çattı.


Sabah buyuk bir heyecan ile gitigim etkinlikten bir okur ve yayincilik dunyasinin ic yuzunden bir haber bir okur olarak husran ile ayrildim. Husranimin nedenlerini ve sevdigim yanlarini da sizlerle paylasmak istedim.


Beklentilerim

Ilk once neden husrana ugradigimi beklentilerimle anlatmak isterim.
Ben sadece bir okurum. Edebiyata gonul vermis, verimli okumalar yapmaya calisan ve ogluna okumayi asilamaya calismis - kimine gore basarili olmus- da bir anneyim. Soz konusu Can'in da benim de hayran oldugumuz Gunisigi Kitapligi olunca edebiyat dunyasina doyacagim, ic yuzundeki, kapali kapilar ardindaki konular hakkinda yani yayincilik dunyasi hakkinda hic bilmedigim seyler ogrenecegimi dusunerek etkinlige katildim.
Panel konusu " Neden Yayimla(ya)miyoruz?", panel konusmacilarinin birinin Yapi Kredi Yayinlari Satis ve Pazarlama Muduru digeri de Sel Yayinlari  Genel Yayin Yonetmeni olunca bu beklentimin de pek bos olmadigini dusundum.

Hüsranlar

* Neden Yayimla(ya)miyoruz? sorusunun cevabini iki konusmaci da kisaca "Çünkü satamiyoruz" a getirdi. YKY nin sunum diye onumuze sundugu ulkemizde  yayinlanan kitaplarin yayin basliklari bildiginiz Kitapyurdu.com adresinden alinmis ekran goruntuleriydi ki bunu ben de ayni verileri o siteye girerek ogrenebilirim. 
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.
*YKY 'nin Satis ve Pazarlama Mudurunun gururla ' Biz Sabahattin Ali Kulliyatini basip satislari arttirmak icin 3 ayri sergi ve tanitimlar yaptik, satislarindan da cok memnunuz' demesi kanimi dondurdu. Bunda sanirim yalniz degilim ki salondan bir dinleyici " Siz edebiyat degil moda satiyorsunuz" cikisini yapti.
Bundan rahatsiz olanlarin arasinda Mario Levi'nin de oldugunu kendisinin kapanis konusmasinda hanimefendiye donerek ' Kurk Mantolu Madonna Ali'nin en kotu eseridir. Sabahattin Ali hayatta olsaydi kitabinin bu kadar cok satilmasindan mutlu olmazdı" diyerek  son noktayi koydu ki ayakta alkislamak istedim. 

*Yine YKY nin temsilcilsi olan kisinin reklam ve sosyal medya konusunda uzman bir konusmaciya yonelttigi bir soruda, daha once bir reklam ajansiyla calistiklarini ama verim alamadiklarini, reklam ajansinin gerektigi gibi faydali icerik uretemediginden dert yanmasiyla bendeki sok bir kat daha artti. Konusmaci Yigit Kalafatoglu da sasirmis olacak ki ' Edebiyatcinin reklam ajansindan icerik beklemesinin'  sacmaligini nazik bir dille aciklamaya calisti. 

*"Edebiyat Eleştirisinin Hali Purmeali"konulu soylesi de Notos dergisinin Genel Yayin yonetmeni Semih Gumus ve Elestirmen -Yazar Irmak Zileli elestirinin en verimli mecralari ve elestirinin kime yarayacagi konusunda bir soylesi yaptilar. Ve konustuklarindan anladigim kimsenin okuru umursadigi yok arkadaslar 
Elestiri dergide yapilir dediler. Yeteri kadar dergi yok dediler. Elestirmenlerin cogu akademisyen yazarlar da okurlar da pek faydalanamiyor dediler. Elestirmek yazara yarayan bir seydir , profesyonel kisilerce yapilmali dediler.
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.
Kimse de cikip dergi yoksa sosyal mecralar var demedi. Gercek okur profesyonel elestirmenlerden cok kendi gibi okurlarin elestirilerini dikkate aliyor demedi.

Bir okur olarak bulundugum o salonda edebiyat dunyasinin icindeki insanlarin kendi aralarinda didismekten , daha fazla kar amaci gutmekten ya da rekabet etmekten kafalarini kaldirip edebiyati tuketecek olanlara vakit ayirmadigini ve hatta gormezden geldigini, asil gerceklerden gayet uzakta olduklarini cok uzulerek farkettim.

Iyi seyler de oldu

*Mine Soysal'in bariscil, umut dolu, herkesi kucaklayan acilis konusmasi cok guzeldi. Hapisteki meslektaslarini da anmayi unutmadi. 

*Sema Kaygusuz'un kendi yazma seruveni, gercek hayattan kacislari ve kendi tabiriyle ' yazinin mutlak mekan oldugu evrensel bir kutuphaneye kapanma fantazisi'ni , hayatindaki olumsuzluklari yine kendi tabiri ile ' kotulugu yazinin icine hapsetme' cabasini anlattigi konusmasi unutulmazlar arasina girdi.
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.

*Ve Mario Levi. Bugunun aklimda kalan, ruhuma dokunan, kalbimi derinden fetheden konusmasini kendisi yapti.
Yazmaya baslama seruveni ve cocuklugu ile baslayip "edebiyatin en buyuk mudafa alani " oldugunu kesfetme hikayesini dinledik.
Beni derinden etkileyen ' Edebiyat, hayir demektir. Hayir demenin bedelini goze almaktir. ' sozu oldu. Bir yazarin dusmemesi gereken en onemli tuzagin kibir ve samimiyetsizlik oldugundan bahsederken kendi alcakgonullulugunu de ortaya koydu.
Edebiyatin siradanlastigi, cazibesinin yittiginin farkinda olmasi beni derinden etkiledi.
Zaten cok sevdigim bir yazar olmasi yaninda farkindaliginin boylesi yuksek olmasi kendisine saygimi bir kat daha arttirdi.
Bugunun "iyi ki" si kesinlikle Mario Levi'ydi. 
Fotograf Gunisigi Kitapligi sitesinden alinmistir.

Etkinligin bana gore hem iyi hem de kotu yanlarini yaziya dokme ihtiyaci duydum. Umarim severek okumussunuzdur.  Gunisigi Kitapliginin kendi websitesinde etkinlikle ilgili yayinladigi yaziyi buraya tiklayarak okuyabilirsiniz.

Seneye 7. duzenlenecek bu etkinlige Gunisigi Kitapligi bu yazimi okuyup bana cok kizmazsa yine katilmak icin can atacagima eminim.  Kim bilir, mutsuz ve yapamadiklarindan hayiflanan degil de nasil yaparizi tartisabilecek on gorude daha cok konusmaci dinleyebilecegimiz bir etkinlik olur. 

Sahi, vedalasmadan sormak isterim sizin icin  " Edebiyat ne renktir?
Benim icin  Pespembe :)



07 Eylül 2016

Yaşama Açılan Bir Penceredir Kitap

Blog yazmaya ne zaman basladim, ne kadar zaman oldu artik unuttum.
Bazen tembellik yapiyorum, bazi zamanlar onu da, bunu da, ay sunu da yazayim diyerek suyunu ckartiyorum falan ama en cok severek yaptigim sey blog yazmak oluyor. 

Cunku blogum sayesinde ummadigim kadar cok guzel insan tanidim ve hala da tanimaya devam ediyorum. 
Gectigimiz hafta sonu blogum sayesinde yillar oncesinden tanidigim Yasemin'in davetiyle Safagin Dunyasi ve Elmas Piriltilari blogunun sahipleri ile birlikte organize ettikleri "Yaşama Açılan Bir Penceredir Kitap" etkinligine katildim.

Tanidigim yuzler haricinde hic tanimadigim kisilerle de tanistim. Ortak nokta kitap olunca tahmin edersiniz ki birbirimize isinmamiz da isik hizinda oldu.

Ama en cok da Nuran ile kaynatmisiz sanki :)

Sevgili organizatorlerimiz, Konak Otel'in ev sahipliginde sahane bir toplanti duzeni hazirlamislar bizim icin. Her sey cok guzeldi gercekten.

Benim icin gunun en buyuk surprizi Sola Yayinlari'nin da bize katilmasi oldu. Isimlerini ilk kez duymama ragmen Genel Yayin Yonetmenleri Umut Kisa'nin konusmalari ve edebiyat dunyasina bakisi sayesinde sıkı takipcileri olacagima kendilerine de soz verdim, buradan da belirtmekte bir sakinca gormuyorum.
Simdiden Sola Yayinlarindan Ahuna, Intiharsizlik,Gunah Kadina Yarasir kitaplarini bir kenara yazdim, yakin zamanda satin alip okuyacagim.
Sola Yayinlari yazarlarindan Achilles Valentin de bize katildi ve Uyumsuz Bir Zihnin Not Defteri kitabini bizim icin imzaladi.

Kitapseverlerin vazgecilmezi 'kahve' konusunu da atlamamislar ki Kuyulu Kahve de etkinligimize sponsor olmus. Henuz deneyememis olsam da her tadan farki fark edecegimi soyluyor.


Lafi cok uzatmak istemiyorum. Bana hediye edilen tum kitaplari tek tek Youtube'daki videomda anlattim. Asagidaki videodan izleyebilirsiniz.


Beni bu etkinlige davet ettikleri icin Yasemin, Safak ve Elmas'a cok cok tesekkur ediyorum.


Katilimcilarin bloglarini da ekleyeyim ki onlari da inceleyebilin.


Umarim kitap etkinliklerinin devami ve alternatifleri cogalir da biz de boyle eve kucak dolusu kitapla doneriz. Imza ; Bencil bloggeriniz :))

13 Ağustos 2016

Bir Kavusma Hikayesi ve Bol Kitapli Sohbet :)

Aslina bakarsaniz cok uzun zamandir blogunu severek okuyorum , bircogunuzun blogunu bayilarak takip ettigim gibi. Ama Youtube da kitap yorumlamaya basladigindan beri daha bir icim isindi. Her videosunu sanki sohbet edermissine kahvemi alip izlemeye basliyorum.

Youtube'un Blogger'dan farki ve en iyi yani bu. Burada yazdiklarimiz ve resimlerimiz kadariz ama orada sesimiz, mimiklerimiz, gozlerimizdeki duygular ile kendimizi ifade edebiliyoruz. Bu da sevdiginiz birini sanki gercekten taniyormus gibi hissetmenizi sagliyor.

Lafi cok uzattim!
Beni Instagram ya da Snapchatten takip edenleriniz varsa konuyu nereye baglayacagimi coktannn anladi zaten.

Evet, Ayşım'dan bahsedecegim.
Hani su yillarin MoonlightCat13 blogunun guzel sahibinden.
Youtube videolarinda surekli Nejat Isler'in Gumusluk'teki "Tezgah' adli -bir nevi- sahafindan yaptigi alisverislerinden bahsetmesi uzerine hazir ben de Bodrum'dayken beni de Tezgah'a goturur mu , bir kahve icmek ister mi diye sordum.
Aslinda 'Tezgah'' i bahane ettim :))  Amac Ayşım'a sarılabılmek!

Cok sosyal biri sayilmam. Burada, Instagram'da, Youtube'da car car ottugume bakmayin arkadas sayim iki elimin parmagini gecmez. Bazi insanlari ise uzaktan severim. Cok severim. Garip bir his bu, tanimadigin birine sarilma istegi, yan yana geldiginde mutlu olacagini bilme ic gudusu.

Aysim ile de oyle bir bag kurdum daha tanimadan ve yanilmadim da.

Sag olsun beni kirmadi. Gumusluk'te bulusmak uzere sozlestik. Maalesef Tezgah o gunluk kapaliydi ama biz cok guzel sohbet ettik. Esi ile birlikte bizi oyle guzel agirladilar ki buradan da tesekkur edeyim yeri gelmisken.
Hatta sahsim adina soyleyebilirim ki disimin kavuguna bile yetmedi bu gorusme. Bundan sonra da her Bodrum ziyaretimde kendisine rahat vermeyecegimin garantisini simdiden verebilirim.


Bu arada beyler de bizimleydi. Sizinkiler de kitap sohbeti baslayinca homurdaniyorlar mi? Neyse ki iyi anlastilar :))

Tezgah kapali olunca biraz moraller bozuldu tabii. Iki kitap kurduyuz, bir araya gelmisiz, kitapci gezmeden olmaz dedik ve Aysim'in onerisi ile Turgutreis'de bir kitapciya gittik.

Burasi eskiden daha buyuk bir yermis ama -sanirim- belediye artik bu minik kulubeyi uygun gormus.
Adini 'Diren Kitapci' koymuslar. Bildigin Ispark kulubeleri kadar bir yer.
Ama ici kitap dolu , cennet gibi!

Bir kitap dostu ile kitapcida gezmenin tadi ayri. Birbirimizin kitaplarini kiskandik, onerilerde bulunduk, yazarlari cekistirdik derken bizi resmen kaziyarak cikarttilar buradan.

Ama haksiz miyiz?


Turgutreis'e yolunuz duserse kesinlikle ugramadan gecmeyin. Sahibi de cok sevimli biriydi.
Ben 3 kitap ile ciktim. Aysim da aldiklarini burada yazmis.


Yani demem o ki; iyi ki bulusalim mi demisim, iyi ki bloglar var, iyi ki guzel insanlarla dolu etrafimiz...

Aysım'in blogu 
Aysim'in Youtube hesabi 


Special design for Keşke Gerçek Olsa by GeCe